SELÜLİT ETKİLERİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA TASARLANAN TOPİKAL FORMÜLASYONLAR

 ÖNSÖZ

 

Her zaman manevi desteğini hissettiğim, çalışmalarımı baştan sona değerli bilgi ve becerileri ile yönlendiren, yüksek lisans projemi planlayıp tamamlamama sonsuz desteği olan danışmanım Sayın Prof. Dr. Özgen ÖZER’e,

Çalışmalarım sırasında değerli bilgi ve tecrübelerinden yararlandığım Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı, Sayın Prof. Dr. Tamer GÜNERİ’ye,

Çalışmalarım süresince yardımları ve destekleri ile her zaman yanımda olan Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyelerine ve Araştırma Görevlisi arkadaşlarıma yardımları için en içten teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.

Lisans ve yüksek lisans eğitimimde beraber olduğum, tezim sırasında her zaman yakın ilgi ve desteklerini gördüğüm dönem arkadaşlarım Arş. Gör. Gülbeyaz Yıldız ve AyşeNur Yurtman’a

Beni hayatım boyunca destekleyen, fedakarlık ve sevgilerini esirgemeyen aileme çok teşekkür ederim.

 

İzmir, 2008                                                              Ecz. Sakine TUNCAY

 

 

İÇİNDEKİLER                                                                 Sayfa No

 

BÖLÜM I                                                                                                         1

GİRİŞ VE AMAÇ                                                                                           1

  • .GENEL BİLGİLER 3
    • EMÜLSİYONLAR 3
      • Tanımı ve Genel Özellikleri 3
      • ÇOKLU EMÜLSİYONLAR 4
        • Çoklu Emülsiyonların Uygulama Alanları 4
        • Çoklu Emülsiyonların Hazırlanma Yöntemleri 5
          • İki Basamaklı Emülsifikasyon 5
          • Faz İnversiyonu 6
          • Üçgen Faz Diyagramı 6
          • Tek Basamaklı Emülsifikasyon 6
        • Çoklu Emülsiyonların Fiziksel Stabiliteleri 6
        • Çoklu Emülsiyonların Bozulma Yolları 7
      • MİKROEMÜLSİYONLAR 8
        • Mikroemülsiyonların Tanımı ve Genel Özellikleri 8
        • Mikroemülsiyonların Üstünlükleri 10
        • Mikroemülsiyon Formülasyonu 11
        • Mikroemülsiyonların Bileşenleri 15
          • Su Fazı 15
          • Yağ Fazı 15
          • Yüzey Etkin Madde (Emülgatör, Emülsiyon ajanı, Sürfaktan)

16

  • Yardımcı YEM’ler 16
  • Mikroemülsiyonların Oluşumunda YEM’in Rolü 17
  • Mikroemülsiyonların Oluşum Teorileri 19
    • Karışım Teorisi 20
    • Çözünürlük Teorisi 20
    • Termodinamik Teori____________________________ 20

 

V

 

  • Mikroemülsiyon Karakterizasyonu 21
  • SELÜLİT VE TEDAVİSİ 23
    • Tanımı ve Genel Özellikleri 23
    • Selülitin Sınıflandırılması 25
    • Klinik Değişiklikler 26
    • Selülitin Tedavisi 26
      • Fiziksel ve Mekanik Metotlar 26
      • Ultrasound 27
      • Termoterapi 27
      • Masajla Tedavi 27
      • Lenfatik Drenaj 27
      • Elektrolipoforezis 27
      • İlaçla Tedavi 27
        • Ksantinler 28
        • Bitkisel tedavi 28
        • Retinoidler 28
        • Diğer maddeler 28
      • NİKOTİNAMİD (NA) 29
        • NA’nın Topikal Kullanımı 30
        • NA’nın Selülit Tedavisinde Kullanımı 30

BÖLÜM II                                                                                                       31

DENEYSEL BÖLÜM                                                                                  31

ÇALIŞMANIN GENEL PLANI                                                                   31

  1. GEREÇ VE YÖNTEM 32
    • Kullanılan Kimyasal Madde, Araç ve Gereçler 32
      • Kullanılan Kimyasal Maddeler 32
      • Kullanılan Araç ve Gereçler 32
    • Yöntem ve Deneyler 33
      • NA’nınFizikokimyasal Özelliklerinin Belirlenmesi 33
        • NA’nın Infrared (İR) Analizi 33

 

vi

 

  • NA’nın Ultraviyole Spektroskopisi 33
  • NA’nın Ergime Noktası Tayini 34
  • Ultaviyole Spektroskopisi ile Standart Eğri Çizimi 34
    • Analitik Yöntem Validasyonu 34
      • Doğrusallık 34
      • Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik 35
      • Kesinlik 35
        • Tekrar Edilebilirlik 35
        • Tekrar Elde Edilebilirlik 35
      • Stabilite 36
    • Formülasyon Çalışmaları 36
      • Mikroemülsiyon Formülasyon Çalışmaları 36
        • Bileşenlerin Seçimi 36
        • Ön Formülasyon Çalışmaları 36
        • Üçgen Faz Diyagramının Çizimi 38
        • NA İçeren Mikroemülsiyon Formülasyonunun Hazırlanması 39
      • NA İçeren Jel Mikroemülsiyon Formülasyonunun Hazırlanması 39
      • NA İçeren Çoklu Emülsiyon Formülasyonunun Hazırlanması 39
    • NA Yüklü Formülasyonlardan İn-vitro Salım Çalışmaları 40
      • Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonundan İn-vitro Salım Çalışması 40
      • Jel Mikroemülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması 41

2.2.4.3.           S/Y/S Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması41

  • NA Yüklü Formülasyonlardan Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi (HPLC) Kullanılarak Yapılan Ex-vivo Salım Çalışmaları 41
    • HPLC ile Standart Eğri Çizimi 41
    • HPLC Yönteminin Validasyonu 42
      • Doğrusallık 42
      • Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik 42

 

  • Kesinlik 42
    • Tekrar Edilebilirlik 43
    • Tekrar Elde Edilebilirlik 43
  • Özgünlük, Seçicilik 43
  • Formülasyonlardan Ex-vivo Salım Çalışması 43
    • Mikroemülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması 43
    • Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması 44
  • Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonunun Fizikokimyasal

Özelliklerinin Belirlenmesi                                                                          44

  • Mikroemülsiyonun Fiziksel Görünüşü 45
  • Mikroemülsiyonun Tipi 45
  • Santrifüj 45

2.2.6.4. Mikroemülsiyonun Refraktik İndisi                                             45

  • Mikroemülsiyonun Elektrik İletkenliği 45
  • Mikroemülsiyonun pH’sı 45
  • Mikroemülsiyon Formülasyonun Viskozitesinin Ölçümü 45
  • Mikroemülsiyonun Stabilite Çalışmaları 46
  • S/Y/S Çoklu Emülsiyon Formülasyonun Fizikokimyasal

Özelliklerinin Belirlenmesi                                                                           46

  • S/Y/S Çoklu Emülsiyonun Viskozitesinin Ölçümü 46
  • S/Y/S Çoklu Emülsiyonunda Yapılan Stabilite Çalışmaları _ 46
  • İstatistiksel Çalışmalar 46

BÖLÜM III                                                                                                     47

  1. BULGULAR 47
    • Etkin Madde Nikotinamid’in Özelliklerine Ait Bulgular 47
      • NA’nın Infrared Analizi Bulguları 47
      • NA’nın UV Analizi Bulguları 47
      • NA’nın Ergime Noktasına Ait Bulgular 48
    • NA’nın Kalibrasyon Eğrisinin Çizimi 48
      • Yöntemin Validasyonuna Ait Bulgular 49
        • Doğrusallık 49

 

 

  • Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik 49
  • Tekrar Edilebilirlik 50
  • Tekrar Elde Edilebilirlik 51
  • Stabilite 51
  • Formülasyonlara Ait Bulgular 52
    • Mikroemülsiyon Formülasyon Çalışmalarına Ait Bulgular 52
    • Jel Mikroemülsiyon Çalışmalarına Ait Bulgular 53
    • S/Y/S Çoklu Emülsiyon Formülasyonlarına Ait Bulgular 53
  • Etkin Madde NA’nın Formülasyonlardan İn-vitro Salım Çalışmalarına

Ait Bulgular                                                                                                    54

  • Mikroemülsiyon Formülasyonunun Selüloz Asetat Membrandan Difüzyon Çalışmasının Bulguları 54
  • Jel Mikroemülsiyon Formülasyonunun Selüloz Asetat Membrandan Difüzyon Çalışmasının Bulguları 54
  • Çoklu Emülsiyon Formülasyonunun Selüloz Asetat Membrandan Difüzyon Çalışmasının Bulguları 55
  • NA Yüklü Formülasyonlardan Ex-vivo Salım Çalışmalarına Ait

Bulgula r                                                                                                         5 7

  • HPLC ile Standart Eğri Çizimi Bulguları 57
  • HPLC Yönteminin Validasyonuna Ait Bulgular 57
    • Doğrusallık 57
    • Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik 57
    • Tekrar Edilebilirlik 58
    • Tekrar Elde Edilebilirlik 59
    • Özgünlük Tayini 59
  • Formülasyonlardan Ex-vivo Salım Çalışması Bulguları 61
    • Mikroemülsiyon Formülasyonundan Ex-vivo Salım Çalışması_61
    • Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Ex-vivo Salım Çalışması_61
  • Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonunun Özelliklerinin Belirlenmesi 63
    • Mikroemülsiyonun Fiziksel Görünüşü_____________________ 63

 

ix

  • Mikroemülsiyonun Tipi 63
  • Santrifüj 63

3.6.4.  Mikroemülsiyonun Refraktik İndisi                                               63

  • Mikroemülsiyonun Elektrik İletkenliği 63
  • Mikroemülsiyonun pH’sı 64
  • Mikroemülsiyon Formülasyonun Viskozitesinin Ölçümü 64
  • Mikroemülsiyonun Stabilite Çalışmaları 64
  • S/Y/S Çoklu Emülsiyon Formülasyonun Özelliklerinin Belirlenmesi_65
    • S/Y/S Çoklu Emülsiyonun Viskozitesinin Ölçülmesi 65
    • S/Y/S Çoklu Emülsiyonun Stabilite Çalışmaları 65

BÖLÜM IV                                                                                                     66

  1. TARTIŞMA VE SONUÇ 66

4.1. Genel Değerlendirmeye Formülasyon Tipinin Belirlenmesi         66

  • NA’nın Özelliklerinin Belirlenmesi 67
  • Formülasyon Geliştirme Çalışmaları 67
  • Formülasyon Özelliklerinin Değerlendirilmesi 69
  • Formülasyon Salım Sonuçlarının Değerlendirilmesi 71
  • Sonuç 72

ÖZET                                                                                                             74

ABSTRACT                                                                                                  75

YARARLANILAN KAYNAKLAR                                                               76

Deney Hayvanları Etik Kurulu Kararı                                                     95

ÖZGEÇMİŞ                                                                                                   96

 

 

ŞEKİLLER DİZİNİ                                               Sayfa No

 

Şekil 1 Yağ/Su, Geçişli ve Su/Yağ Mikroemülsiyonları                                     9

Şekil 2. Yağ, su ve yüzey etkin madde / yardımcı yüzey etkin madde içeren mikroemülsiyon sistemlerinin faz alanları                                                          14

Şekil 3. NA’nın Kimyasal Formülü                                                                     29

 

Şekil 4. NA’nın İR Spektrumu                                                                            47

 

Şekil 5. NA’nın UV Spektrumu                                                                            48

Şekil 6. NA’nın UV’de 261 nm Dalga Boyunda pH 5.5 Sorensen Tamponunda Kalibrasyon Eğrisi                                                                                                 49

Şekil 7. Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonuna Ait Üçgen Faz Diyagramı 52

Şekil 8. Mikroemülsiyon Formülasyonuna Ait Yüzde Salım Grafiği               54

Şekil 9. Jel Mikroemülsiyon Formülasyonuna Ait Yüzde Salım Grafiği         55

Şekil 10. Çoklu Emülsiyon Formülasyona Ait Yüzde Salım Grafiği              55

 

Şekil 11. NA’nın HPLC ile Çizilen Kalibrasyon Eğrisi                                    57

 

Şekil 12. Etkin madde yüklü formülasyondan salım grafiği                          60

 

Şekil 13. Etkin madde içermeyen formülasyondan salım grafiği                  60

Şekil 14. Mikroemülsiyon Formülasyonundan Yüzde Salım Grafiği              61

Şekil 15. Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Yüzde Salım Grafiği            62

 

xi

 

TABLOLAR DİZİNİ                                          Sayfa No

 

Tablo 1 .Mikroemülsiyon ve Jel Mikroemülsiyon Ön Formülasyon Değerleri 37

 

Tablo 2. Çoklu Emülsiyon Oranları                                                                    40

 

Tablo 3. Doğruluk ve Geri Elde Bulguları                                                          50

 

Tablo 4. Tekrar Edilebilirlik Bulguları                                                                 50

 

Tablo 5. Tekrar Elde Edilebilirlik Bulguları                                                        51

 

Tablo 6. Stabilite Bulguları                                                                                   51

Tablo 7. Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonunun Üçgen Faz Diyagramına

Göre Elde Edilen Değerleri                                                                                 53

 

Tablo 8. Mikroemülsiyon, jel mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarına ait salım sonuçları                                                                                                       56

Tablo 9. Mikroemülsiyon, jel mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarının salım kinetikleri.                                                                                                     56

Tablo 10. Doğruluk ve Geri Elde Bulguları                                                        58

Tablo 11. Tekrar Edilebilirlik Bulguları                                                               58

 

Tablo 12. Tekrar Elde Edilebilirlik Bulguları                                                      59

 

Tablo 13. Mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarının salım sonuçları                                                                                                                                  62

Tablo 14. Mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarına ait salım kinetikleri                                                                                                                                 62

Tablo 15. Mikroemülsiyon ve çoklu  emülsiyon stabilite sonuçları               65

 

1

 

BÖLÜM I GİRİŞ VE AMAÇ

Selülit kozmetik bir bozukluk olup, yağ dokusunun fibröz ağ yapısı içinde fazla miktarda yağ birikiminden kaynaklanan fizyolojik bir durumdur. Kadınların çok büyük bir kısmında farklı derecelerde selülit belirtileri görülür. Selülit ve tedavisi hakkında bilim ve tıp literatürü sınırlı bilgiye sahiptir. Çünkü bu alanda yapılan çok fazla bilimsel çalışma yoktur.

Selülit oluşumu başlıca mikrodolaşımın bozulması ve bağ dokusunun zayıflamasına bağlıdır. Selülitin belirtisi genellikle portakal kabuğu görüntüsünün oluşumudur. Selülitin görüntüsünü iyileştirmek ve mikrodolaşımı uyarmak için farklı yöntemler ve uygulamalar bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, çok sayıda etkin madde ve bitkisel ekstre selülitin tedavisi için lokal veya oral formülasyonlara ilave edilmiştir. Fakat bu maddeleri içeren lokal veya oral formülasyonların çoğu, klinik verilere göre kullanımlarını destekleyici bilimsel bir temele sahip olmayıp formülasyon incelemesinden çok farklı tedavi yöntemlerinin karşılaştırılması şeklindedir. Selülit tedavisinde farklı bir çok etkin madde ve ekstre kullanılmaktadır. Nikotinamid (NA) epidermal hücreleri uyararak selülit etkisiyle incelmiş olan epidermisin kalınlaşmasını sağlar. Kan akımını arttırarak selülitin azalttığı mikrovaskülarisazyonu arttırır. Sonuç olarak ciltteki hücreleri stimüle eder, hücresel enzim üretimini arttırır ve bu sayede bir araya toplanmış olan yağ dokusunu dağıtır. Etkin madde olarak seçilen NA üzerinde çok az çalışılmış bir madde olduğundan, çalışmamızda uygun NA formülasyonlarının hazırlanması ve formülasyon özelliklerinin saptanması amaçlanmıştır.

 

2

 

Topikal bir formülasyonun etkinliğinde formülasyon şekli son derece önemlidir. Bu nedenle selülitin görünümünü azaltmak için kullanılacak etkin madde belirlendikten sonra, etkin maddenin yükleneceği en uygun mikroemülsiyon formülasyonu seçilmiştir. Bir etkin maddenin dermal geçişinde etkili olan üç ana faktör vardır. Bunlar; ilacın taşıyıcı içindeki hareketi, taşıyıcıdan salımı ve etkin maddenin deriye geçişidir. Mikroemülsiyonlar yüksek oranda yüzey etkin madde içermeleri ve küçük partikül boyutuna sahip olmaları nedeniyle, klasik topikal formülasyonlara göre ilacın dermal geçişini arttırırlar (92). Çalışmamızda jel mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonları da hazırlanarak formülasyon özellikleri ve salım kinetikleri incelenmiştir.

Hazırlanan etkin madde yüklü formülasyonlardan in-vitro ve ex-vivo salım çalışmaları yapıldı. Bütün formülasyonlar salım kinetikleri yönünden karşılaştırıldı. Sonuç olarak hazırlanan mikroemülsiyon formülasyonlarının selülit tedavisinde uygun bir taşıyıcı sistem olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

 

3

 

1.            GENEL BİLGİLER

 

  • EMÜLSİYONLAR

 

1.1.1     Tanımı ve Genel Özellikleri

 

Emülsiyonlar birbirleriyle karışmayan iki sıvının birbiri içinde dağılmasıyla oluşmuş, homojen görünüşlü heterojen sistemlerdir (33). Bu sistemler hidrofilik ve lipofilik olmak üzere iki fazdan oluşurlar. Bunlar iç ve  dış faz olarak da adlandırılırlar. Emülsiyonlarda dağılmış sıvıya iç faz, dağılan faz veya devamsız faz denir. Diğer faza ise dağılmış fazı içine almasından dolayı dış faz, dağıtma vasatı, dispers faz veya sürekli faz denir. Burada iki sıvının birbiri içerisinde dağılması uygun bir yüzey etkin madde (YEM) yardımıyla olur. YEM’ler hem hidrofilik, hem de hidrofobik kısımları içeren moleküller olarak tanımlanabilir. YEM’ler iki sıvı faz arasında adsorbe olarak yüzeyler arası gerilimi azaltmak suretiyle etkili olur. Emülsiyonlarda iç fazın damlacık çapı 0,1-10 pm arasında değişmekle beraber bu damlacık çaplarından daha küçük (0.001 pm) veya daha büyük (100 pm) olanları da vardır (33, 1366). Emülsiyonların üstünlükleri:

  • Tadı kötü olan etkin maddelerin oral  yolla  kullanımlarında  istenmeyen tat ve kokular
  • Etkin maddelerin katı ilaç şekillerine göre emilimleri artırılabilir,

 

  • Etkin maddenin emilimi ve penetrasyonu kontrol edilebilir,

 

  • Peptitler ve heparin gibi makromoleküllü maddelerin gastrointestinal (Gl) kanalda emilimleri artırılabilir.
  • Çözeltilere oranla etkin maddenin stabilitesi sağlanabilir (33).

 

4

 

Emülsiyonlar şu şekilde sınıflandırılır (1366):

 

  1. Çoklu emülsiyonlar

 

  1. Miseller emülsiyonlar (10 nm >)

 

  1. Mikroemülsiyonlar (10-100 nm)

 

  1. Makroemülsiyonlar (100 nm <)

 

1.1.2     ÇOKLU EMÜLSİYONLAR

 

Çoklu emülsiyonlar dispers faz içinde dış faz ile aynı yapıya sahip daha küçük damlacıkların dağıldığı emülsiyon sistemleri olarak tanımlanan taşıyıcı sistemlerdir. Su/yağ/su (S/Y/S) ve yağ/su/yağ (Y/S/Y) olmak üzere iki gruba ayrılmaktadırlar. S/Y tipi bir primer emülsiyonun, bir dış su fazı içerisinde disperse edilmesiyle S/Y/S tipi, Y/S tipi bir primer emülsiyonun, bir dış yağ fazı içerisinde disperse edilmesiyle Y/S/Y tipi çoklu emülsiyonlar elde edilir (499). Etkin maddenin iç faza hapsedilmesi ile kontrollü salım yapan ve emülsiyonların emülsiyonu olarak adlandırılan karmaşık sistemlerdir. Çoklu emülsiyonların ‘çift emülsiyon’ olarak anılmasının sebebi, sistemde iki emülsiyon varlığındandır. Basit bir emülsiyonun tekrar sulu veya yağlı faz içinde dağıtılması ile çoklu emülsiyon elde edilirken hidrofilik ve lipofilik özelliğe sahip en az iki yüzey etkin maddenin kullanılması gereklidir (1299).

1.1.2.1                Çoklu Emülsiyonların Uygulama Alanları

 

Çoklu emülsiyonların farmasötik ve kozmetik kullanımlarının amacı, etkin maddeyi dış çevreden koruyabilmek, hedeflenen bölgeye ulaşarak kontrollü salımı sağlayabilmek ve birbiri ile geçimsiz maddeleri aynı preparatta verebilmektir. Çoklu emülsiyonların koruyucu özelliği etkin madde için önemlidir. Bu yüzden protein ve diğer materyallerin kolay atılımını veya

 

5

 

toksik etki göstermesini engellemek amacıyla uygulanmaktadır (80). Ciddi yan etkilere sahip, yarı ömrü kısa olan maddelerin salım hızını uzatmak amacı ile çoklu emülsiyon formülasyonları denenmiştir. Salım hızı ayarlanarak sürekli ve kontrollü salım elde edilir (1299). İç fazda bulunan etkin maddenin, iç fazdan dış faza geçişi uzatılmış etki sağlar. Bu tip bir formülasyonda birbiri ile geçimsiz maddeler farklı fazlara konularak, aynı ortamda bulunabilmektedir. Çoklu emülsiyonlar, etkin maddenin iç faza hapsedilmesini sağlayarak etkin maddeyi kimyasal bozulmaya karşı korur (71, 1299).

Çoklu emülsiyonların ticari preparatları azdır. Çoklu emülsiyon tarzında ilk ticari ürün, Lancaster firmasına ait olan “Unique Moisturizing”dir. Bu sistemlerin ticari preparatlarının az olmasının sebebi bazı dezavantajlarının olmasından kaynaklanmaktadır. Bunlar; hazırlanmalarındaki zorlukları, fiziksel ve termodinamik stabilitelerinin zayıf olması, salım mekanizmalarının henüz tam olarak anlaşılmamış olması, kozmetik açıdan bakıldığında deriye uygulandıktan sonraki davranışlarının tam net olmayışıdır (1299).

Çoklu emülsiyonlar, basit emülsiyonlar gibi doğrudan ve kolayca deriye uygulanabilirler. Deriyi basit bir emülsiyondan daha iyi nemlendirirler ve klasik bir yağlı emülsiyon kadar yapışkan film oluşturmazlar (1177). Formüllerinde birçok etkin maddeyi içerebilirler.

1.1.2.2                Çoklu Emülsiyonların Hazırlanma Yöntemleri (15, 49,129)

 

  • İki Basamaklı Emülsifikasyon

 

Hazırlanacak olan çoklu emülsiyonun tipine göre primer emülsiyon (S/Y veya Y/S) hazırlanırlar. Hazırlanan bu emülsiyon, sekonder yüzey etkin

 

6

 

maddeyi içeren dış faza ilave edilerek karıştırılır. Etkin madde çözündüğü ortama göre primer emülsiyonun su veya yağ fazına ilave edilir.

1.1.2.2.2  Faz İnversiyonu

 

İki basamaklı yöntem ile arasındaki fark, iki basamaklı yöntemde primer emülsiyon dış fazına ilave edilirken bu yöntemde dış su fazı primer emülsiyona ilave edilir. Primer emülsiyon hazırlandıktan sonra hidrofilik emülgatörü içeren dış su fazı primer emülsiyon üzerine ilave edilir. Bu sırada suyun fazlası ile faz dönüşümü oluşur ve çoklu emülsiyon meydana gelir.

1.1.2.2.3  Üçgen Faz Diyagramı

 

Bu yöntem, su, yağ ve yüzey etkin maddenin belirli oranlarda karıştırılarak lameller faz veya yağlı isotropik faz oluşturmaları ve buna yüksek hızda karıştırma ile eklenen suyun iki fazdan birinde dağılarak, çoklu emülsiyon sistemleri hazırlanması esasına dayanır.

1.1.2.2.4  Tek Basamaklı Emülsifikasyon

 

Çoklu emülsiyonların tek basamaklı emülsifikasyon yöntemiyle hazırlanmasında iki yol izlenir. Yüzey etkin maddeleri içeren iç faza dış faz eklenebilir veya yüzey etkin maddeleri içeren dış faza iç faz ilave edilir. Yüksek karıştırma hızı ile hazırlanırlar.

1.1.2.3  Çoklu Emülsiyonların Fiziksel Stabiliteleri

 

Çoklu emülsiyonların fiziksel stabiliteleri oldukça düşüktür. Hazırlama yöntemleri, kullanılan yağ, lipofilik ve hidrofilik yüzey etkin madde oranları, primer emülsiyon oranı, elektrolit ve diğer bileşenlerin konsantrasyonu gibi parametreler çoklu emülsiyonların dayanıklılığını etkilemektedir (888, 899).

 

7

 

Hazırlanmaları sırasında kullanılan karıştırıcı emülsiyonun viskozitesini, parçacık boyutunu ve stabilitesini etkiler (1299).

S/Y/S çoklu emülsiyonun iç fazına eklenen elektrolitler, osmotik etki ile dayanıklılığı artırırlar (654). İç su fazının hipotonik olması damlacıkların şişmesine ve patlamasına sebep olur. Elektrolit olarak sodyum klorür (NaCI), magnezyum klorür (MgCİ2), magnezyum sülfat (MgSCU) gibi tuzlar kullanılır. Glikoz gibi elektrolit olmayan maddeler de bu amaçla kullanılır (22).

1.1.2.4                Çoklu Emülsiyonların Bozulma Yolları

 

Çoklu emülsiyonların bozulma yolları değişik mekanizmalarla açıklanmıştır. Bunlardan ilki, çoklu damlacıkların birleşmesidir (32, 82, 1166). Bu durum sekonder yüzey etkin maddenin oranının, emülsiyonun stabilitesini koalesansa karşı korumaya yetmeyecek kadar az olmasından kaynaklanır (1166).

Çoklu emülsiyonlarda ikinci bozulma yolu, iç su fazının yer değiştirmesidir. Damlacıklar dış faza doğru göç ederler (1355). S/Y/S tipi emülsiyonlarda görülür ve aradaki yağ tabakasının yırtılması sonucu iç su damlacıkları kırılan yağ tabakasından içeri geçer (522, 1166). Bunun sonucunda çoklu emülsiyonların hacim fraksiyonu azalır (1166).

Üçüncü bozulma yolu osmotik basınç farkından dolayı dış su fazının yer değiştirmesidir. S/Y/S çoklu emülsiyonlarda iç su fazının osmotik basıncı fazla olduğundan iç su damlacıkları şişer ve yağ damlacıkları patlar (32, 1166).

 

8

 

Çoklu damlacıkların içindeki iç damlacıkların kırılmadan birleşmesiyle de koalesans meydana gelebilir. Meydana gelen viskozite ve damlacık boyutundaki değişimler bu bozulma yollarından birinin sonucudur (1299).

1.1.3  MİKROEMÜLSİYONLAR

 

  • Mikroemülsiyonların Tanımı ve Genel Özellikleri

 

Mikroemülsiyonlar, yardımcı YEM moleküllerinin, YEM molekülleri ile birleşerek ara bir yüzeyde kararlı halde bulunması ile yağ ve su gibi birbirleri ile karışmayan iki sıvının termodinamik olarak kararlı, izotropik olarak temiz, tek görünümlü dispersiyonlar oluşturması şeklinde tanımlanabilirler (29, 977, 1077, 1288, 1333). Saydam yani berrak olmaları çok küçük damlacık çapına sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Dispers fazın damlacık büyüklüğü 10-100 nm arasında değişir (81). Damlacık çapının küçük olması nedeniyle su ile yağ arasında çok geniş ara yüzeye sahiptirler. Bu küçük damlacıklar görünür ışığı geçirirler ya da zayıf bir şekilde dağıtırlar. Böylece sistem saydam bir özellik gösterir (22, 23, 28, 1366).

Mikroemülsiyon terimi ilk kez 1940’ların başlarında Hoar ve Schulman tarafından tanımlanmıştır. Araştırmacılar süt gibi olan emülsiyonu hekzanol ile titre ederek tek fazlı berrak bir solüsyon elde etmişlerdir (72). Danielsson ve Lindman 1981 yıllında mikroemülsiyonları; su, yağ ve amfifilden oluşan, izotropik ve termodinamik olarak stabil, solüsyon bir sistem olarak tanımlamışlardır (388).

Mikroemülsiyonlar yapı olarak üç farklı tipte olabilirler. Bunlar Y/S, S/Y ve geçişli (bicontinuous) yapılardır (Şekil 1) (72). YEM molekülünün ara yüzeydeki konumu sistemin Y/S veya S/Y tipinde olmasına etki eder. Y/S

 

9

 

mikroemülsiyon sisteminde dış faz sudan oluşur ve YEM moleküllerinin hidrofilik kısımları dış faza, hidrofobik kısımları ise iç faza (yağ fazına) yönelmiş durumdadır. Geçişli (bicontinuous) yapıdaki mikroemülsiyonlarda su ve yağ oranları yüksektir. Bu tip mikroemülsiyonlarda yağ ve su fazları amfifilce zengin bir tabaka ile ayrılmış durumdadır (34, 91,92, 1099, 131).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 1. Yağ/Su, Geçişli ve Su/Yağ Mikroemülsiyonları

 

Klasik YEM molekülleri polar bir baş ve apolar bir kuyruktan oluşurlar. YEM, su içinde disperse olduğu zaman kendiliğinden oluşan bir çeşit denge fazı oluşturur. Bu doğal oluşum; moleküller arası ve molekül içi güçlerin yönlendirmesiyle oluşur. Apolar alkanlar gibi organik çözücü içinde de YEM’ler bu dengeyi oluşturur. Bu durumda YEM molekülünün yönelimi sulu solventte olduğunun tam tersidir. Bu ters yönelim YEM’in çözünmesini sağlar ve sistemin serbest enerjisini azaltır. YEM’ler birbiri ile karışmayan yağ ve su karışımına ilave edilirlerse, termodinamik olarak en uygun olan yağ ve su ara yüzeyinde lokalize olurlar (72).

Mikroemülsiyon sistemlerinde etkin madde sahip olduğu lipofilik özelliğe bağlı olarak sulu ve yağlı faz arasında dağılmaktadır. Etkin maddenin dağılım katsayısı salım hızına etki etmektedir. Salım hızını etkileyen diğer faktörler;

 

10

 

dispers fazın damlacık boyutu, faz hacimlerinin oranı, etkin madde ile taşıyıcı sistemin etkileşmesi ve etkin maddenin lipit/su partisyon katsayısıdır (622, 633, 1366).

Mikroemülsiyonların yapısı için Schulman damlacık modelini geliştirmiş ve bunu yüzey gerilimine dayandırmıştır. Buna göre YEM molekülleri yağ ve su fazlarının ara yüzeyinde birikme eğilimindedir. Böylece iki fazdan birini damlacıklar haline getirip etrafını sarar. Damlacıklarla sürekli faz arasındaki yüzey gerilimi (y) aşağıdaki eşitlik ile hesaplanabilir:

y=yo—jt                                                        Eşitlik I

 

Burada; yo,YEM bulunmadığı zamanki yüzey gerilimi, TT, karışım filminin genişleme basıncıdır.

Stabilite için en uygun durum y = 0 olduğu durumdur. Bu durum için

 

yüksek miktarda YEM / yardımcı YEM karışımına ihtiyaç vardır. Pozitif yüzeyler arası enerjiden dolayı yüzeyler arası gerilim düşüktür. Bu da mikroemülsiyonun termodinamik olarak karalı olmasını sağlar (30, 35).

Mikroemülsiyonlar farmasötik olarak kullanılmalarının yanı sıra, son yıllarda, kişisel bakım ürünlerinde, kozmetik preparatlarda ve ev temizliği ürünlerinde de kullanılmaktadır (566).

1.1.3.2                Mikroemülsiyonların Üstünlükleri

 

Mikroemülsiyonların sahip oldukları bazı avantajlar onları diğer ilaç taşıyıcı formülasyonlarına göre üstün kılmaktadır. Çok küçük damlacık çapına sahiptirler ve termodinamik olarak stabildirler. İlaçlar için yüksek çözünürlük kapasitesine sahiptirler. Mikroemülsiyonların, içerdikleri yüzey

 

11

 

etkin madde ve yardımcı yüzey etkin maddelerden dolayı penetrasyon arttırıcı özellikleri vardır ve ilaç absorbsiyonu tablet ve kapsül formlarına göre çok daha hızlıdır (366). Etkin maddeler mikroemülsiyon formülasyonun iç fazında hapsedilerek çevre koşullarından (yiyecekler, safra salgısı ve pH gibi) etkilenmeleri azaltılır böylece dayanıklılıkları arttırılır. Yüksek stabiliteye sahiptirler. Hazırlanma yöntemleri kolaydır. Yutulması güç olan katı ilaç şekillerinin yerine kullanılabilirler (599, 1133). Mikroemülsiyonlar ile uzatılmış etki elde edilebilir. Etkin maddelerin kontrollü salımı için önerilebilir ilaç taşıyıcı sistemlerdir. Uygun bileşenler seçilerek hazırlandıklarında transdermal, oral, topikal emilime ve parenteral kullanıma uygundurlar (12, 30, 977). Küçük damlacık boyutu, saydamlık ve düşük viskozite özelliklerini taşımaları nedeniyle, mikroemülsiyonlar, lipofilik etkin maddeler için ideal taşıyıcı sistemlerdir (90). Ayrıca artan emilim ve buna bağlı olarak artan biyoyararlanım, ilaç farmakokinetiğinde daha düşük bireyiçi ve bireylerarası değişkenlik, gelişen klinik potansiyel ve azalan toksisite gibi özellikleri sayesinde oral dozaj şeklinden oldukça avantajlıdırlar (577).

Mikroemüsliyonlardaki sakınca ise, etkin maddelerin taşıyıcı sistemler içerisindeki çözünürlüğü için, yüksek konsantrasyonlarda YEM ve yardımcı YEM’ye gerek duyulmasıdır (5, 977). Bu nedenle, YEM ve yardımcı YEM’lerin toksisiteleri, kronik kullanımı gerektiren etkin maddeler için araştırılmaktadır (577).

 

 

1.1.3.3  Mikroemülsiyon Formülasyonu

 

12

 

Mikroemülsiyonlar, çok küçük damlacık boyutuna ve çok büyük yüzeyler arası alana sahiptirler (699). Mikroemülsiyonların faz davranışlarının, genel olarak ısıdan etkilendiği literatürlerde belirtilmiştir (10).

Mikroemülsiyonlar, polimerler ve/veya YEM’ler gibi bileşimindeki diğer maddelerin özelliklerinin belirlenip, seçilmesi ile yüksek basınç homojenizatörü kullanılarak faz inversiyon sıcaklığında (PIT) kolayca formüle edilebilmektedirler (566). Bir mikroemülsiyon hazırlanmasında en önemli basamak üçgen faz diyagramının çizilmesi ve bundan hareketle en uygun mikroemülsiyon alanının ve dolayısıyla da formülasyondaki bileşenlerin miktarının saptanmasıdır (6, 29, 788, 1366). Üçgen faz diyagramları; su, yağ, YEM ve yardımcı YEM fazlarının değişik oranlarda karıştırılması ile elde edilmektedir (34). Faz diyagramının çizilmesinde en kolay yöntem titrasyondur. Belli miktardaki YEM / yardımcı YEM karışımı yağla karıştırılarak tek fazlı bir çözelti oluşturulur. Daha sonra sabit sıcaklık ve karıştırma hızı kullanılarak su ile titrasyon yapılır ve her su eklenmesinden sonra sistemin saydamlığı ve kararlığı incelenir (1366). Üçgen faz diyagramı, S/Y emülsiyonu, lameller veya hegzagonal sıvı kristaller, S/Y mikroemülsiyonu, Y/S emülsiyonu ve Y/S mikroemülsiyonun dengesinden oluşmaktadır (34).

Bir karışımın faz davranışları ve onun içeriği arasındaki ilişki faz diyagramları yardımıyla bulunabilir. İçeriğin değişkenliği sıcaklık ve basıncın bir fonksiyonudur. Çoğunlukla normal atmosfer basıncında çalışılır. Su, yağ ve YEM/yardımcı YEM’den oluşan bir mikroemülsiyonun faz davranışları üçgen faz diyagramları ile belirlenir. Bu diyagramların her bir köşesi, bir

 

13

 

bileşenin %100 olduğu durumu gösterir. Daha yaygın olarak, özellikle farmasötik olarak uygulanacak mikroemülsiyonlarda, mikroemülsiyon, yardımcı YEM ve/ veya etkin madde içerebilir. Yardımcı YEM, yağ ve su fazına ilgisi olan amfifilik bir maddedir. Yağ ve su ara yüzeyinde YEM içinde yer alır. Noniyonik YEM’ler (866, 1055), alkoller (3, 12), alkolik asitler, alkan alkoller ve alkil aminler (2) gibi birçok değişik madde yardımcı YEM olarak kullanılabilir (13).

Dört veya daha fazla bileşen incelendiğinde, üçgen faz diyagramlarının her bir köşesinde, YEM / yardımcı YEM, su / etkin madde veya yağ / etkin madde ikili karışımları yer alır. Mikroskobik yapıları çeşitli tekniklerle incelenebilir. Bileşenlerin bütün karışma oranlarında mikroemülsiyon oluşmayabilir, hatta bazı durumlarda mikroemülsiyon oluşan alan çok küçük olabilir. Şekil 2’de hipotez olarak üçgen faz diyagramı gösterilmiştir. Özellikle sistem noniyonik bir YEM içerdiğinde işlemi hızlandırmak için ısı ve karıştırma uygulanır. Sınır oranlarını belirlemek için bir seri  karışım hazırlanır, bunun için üçüncü fazla titrasyon yapılır ve her eklemeden sonra karışım değerlendirilir.

Mikroemülsiyon bölgesini dışında, özelikle su veya yağ eksenlerine yakın olan karışımlar, tek fazlı mikroemülsiyon oluşturmada yetersiz kalır. Bu durumda, karışımdaki bileşen sayısı ile karmaşıklığı artan, çoklu fazlar oluşabilir. Bu bölgede ve üçgen fazın öteki çoklu faz bölgelerinde, fazla miktarda yağ ve su ilavesi ile mikroemülsiyon oluşabilir.

 

14

 

Şekil 2. Yağ, su ve yüzey etkin madde / yardımcı yüzey etkin madde içeren mikroemülsiyon sistemlerinin faz alanları

Faz diyagramlarında gösterilen çeşitli fazlar arasındaki geçiş, bir bileşeninin daha fazla ilavesi ile elektrolit veya etkin madde gibi yeni bir bileşenin ilavesi ile veya sıcaklığın değişimi ile hareket ettirilebilir. Noniyonik YEM’lerle stabilize edilen mikroemülsiyonlar, özellikle polioksietilen olanlar, sıcaklığa çok hassastırlar. Çünkü sıcaklıktaki bir artışla YEM’in çözünürlüğü artabilir. Bunun sonucu olarak, noniyonik YEM’lerle veya bunların karışımlarıyla stabilize edilen sistemlerin, karakteristik faz inversiyon sıcaklıkları vardır (PITs). Mikroemülsiyonların faz inversiyon sıcaklıkları kullanılan yağ fazının cinsi ve miktarı, YEM cinsi gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Sisteme bir elektrolit ilave edildiğinde veya özellikle lipofilik etkin maddenin etkisiyle PIT değeri düşebilir. Sıcaklık değişimine en hassas olanlar polioksietilenler olmasına rağmen alkilamin-N-oksidler ve şeker olan YEM’lerde sıcaklıktan etkilenirler. İyonik YEM’lerle hazırlananlar sıcaklıktan çok az veya hiç etkilenmezler (72).

 

15

 

1.1.3.4                Mikroemülsiyonların Bileşenleri

 

  • Su Fazı

 

Su fazı emülsiyondaki polar fazdır. Su fazı olarak distile su, deiyonize su veya saf demineralize su kullanılır.

1.1.3.4.2  Yağ Fazı

 

Bu faz emülsiyonun su ile karışmayan nonpolar fazıdır. Katı yağlar, sıvı yağlar, eterik yağlar, bitkisel yağlar, reçineler, mumlar, yağ asit ve alkolleri yağ fazı olarak kullanılırlar (72).

Birçok ilaç için doymuş ve doymamış yağ asitleri penetrasyon arttırıcı olarak kullanılabilirler (17, 544, 1199). En çok kullanılan yağ asidi oleik asittir (666). Fakat oleik asidi kullanırken dikkatli olmak gerekir. Çünkü oleik asit, epidermisde yer alan Langerhans hücrelerinde değişikliğe sebep olur ve T- hücrelerinin gösterdiği immün cevabın başlaması ve koordinasyonunda kilit rol oynarlar. Bunların epidermisde tükenmesi ciltte bağışıklık sisteminin baskılanması anlamına gelen, immünosupresyona sebep olur (1255). İsopropil miristatta transdermal formülasyonlarda sıklıkla yağ fazı olarak kullanılan penetrasyon arttırıcı bir maddedir (7, 411, 92, 1277). İzopropil palmitat, triasetin, izostearlik izostereat, R(+)-limonen ve Mygliol 812 sıklıkla kullanılan yağlardır (666).

Stratum korneum tabakasının kuyruk kısmı hidrofobik olduğundan yağ asitleri kolayca tabakaya girebilir. Bu yolla stratum korneumda yüksek geçirgenliğe sahip bölgeler oluşur (1188). İyontoforez ile yağ asitlerinin birlikte uygulanması sadece düşük molekül ağırlıklı ilaçların değil, insülin gibi yüksek molekül ağırlıklı proteinlerin ve LHRH (Lüteinleştirici hormon-

 

16

 

serbestleştirici hormon), CCK-8 (kolositokinin oktapeptit) ve AVP (arjinin vazopresin) gibi peptitlerin de geçişini kolaylaştırır (17, 18, 955, 988).

1.1.3.4.3         Yüzey Etkin Madde (Emülgatör, Emülsiyon ajanı, Sürfaktan)

Noniyonik YEM’lerin topikal formülasyonlarda geniş bir kullanımı vardır. Polisorbatlar en çok kullanılanlardır. Tween 80, hidrokortizon ve lidokainin geçişinde, Tween 20, 5-florourosil geçişini arttırmıştır (101, 1066). Son yapılan çalışmalar, derinin bariyer özelliğini etkilediğini göstermiştir (477, 733). Span 20 ve Azone, stratum korneumdaki hücreler arası lipitleri daha akışkan hale getirerek etkilerler. Tween 20 polar moleküllerin bariyeri daha kolay geçmesini sağlar. Son zamanlarda daha az irritan olan kaprilokaprol makrogolgliserit topikal kullanılan mikroemülsiyonlarda YEM olarak kullanılmaktadır (411, 688). Dioktil sodyum süksinat (855), plurol izostearik

(7, 399, 677) ve plurol oleik (466, 677, 1144), sıklıkla kullanılan YEM’lerdendir.

1.1.3.4.4  Yardımcı YEM’ler

 

Mikroemülsiyonların en tipik özelliği yüksek oranda YEM içermeleridir. Kararlılık anlamında çok büyük avantaj sağlayan bu özellik, farmasötik amaçla hazırlanan mikroemülsiyonlarda YEM’lerin dokulara uyumsuzluğunu ve topik kullanımlarda irritan etkiyi beraberinde getirmiştir. Bu nedenle farmasötik mikroemülsiyonlarda genellikle dördüncü bir bileşene ihtiyaç duyulur. Bu amaçla, yardımcı YEM’ler kullanılır ve YEM içeriğini önemli ölçüde düşürürler. Ayrıca yardımcı YEM’ler yüzey gerilimini düşürmeye yardımcı olurlar.

 

17

 

Kısa zincirli alkoller mikroemülsiyonlarda yardımcı YEM olarak sıklıkla kullanılmaktadırlar. Etanol sıklıkla transdermal formülasyonlarda kullanılır ve sisteme ilavesi birçok etkin maddenin geçişini artırır. Bazen etanol-su bazlı sistemler kullanıldığında etanolün etkisi konsantrasyona bağlıdır. Koşullar uygun olduğunda geçişi arttırır (70, 1244, 1344). Etanolün geçiş artırıcı etkisiyle ilgili olarak çeşitli mekanizmalar önerilmiştir. Etkin maddenin taşıyıcı içindeki çözünürlüğünü artırır (933, 1344) veya membranın yapısını bozarak etkin maddenin geçişini artırır (766, 1344). Başka bir görüşe göre etanol taşıyıcıdan uçar ve ilacın ortamdaki konsantrasyonu artar buna bağlı olarak geçişini sağlayacak büyük bir güç oluşur. Etanol-metanol karışımı da geçişi artırır (799). Uzun zincirli alkollerinde geçiş artırıcı etkileri vardır. 1-bütanol, dekanol ve propilen glikolün geçiş artırıcı etkileri vardır (8, 1344).

1.1.3.5                Mikroemülsiyonların Oluşumunda YEM’in Rolü

 

Mikroemülsiyonları stabilize etmekte kullanılan YEM’ler; anyonik, katyonik, noniyonik ve amfoterik olarak dörde ayrılır. Bunların kombinasyonları, özellikle iyonik ve noniyonik karışımları, mikroemülsiyon alanını büyültmekte oldukça etkilidir. Noniyonik YEM’ler, polioksietilen YEM’ler (Brij 35) veya sorbitan monooleat (span 80) gibi şeker esterlerini içerirler. Fosfolipidler amfoterik özelliktedirler ve biyolojik olarak uyumludurlar. Lesitin soyadan veya yumurtadan elde edilir. Ana bileşen olarak diaçilfosfatidilkolin içerir (1, 2, 12, 111). Kuaterner amonyum alkil tuzları katyonik YEM’ler içinde en çok bilinen sınıftır. Anyonik olarak en çok kullanılan YEM, sodyum bis-2-etilhekzilsülfosüksinat (AOT) dir. Özellikle S/Y mikroemülsiyonlarda kullanılır (377, 866).

 

18

 

YEM seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur Hidrofilik Lipofilik Denge (HLB) değeridir. 1950’li yıllara kadar emülsiyon hazırlanmasında kullanılan YEM’nin seçimi deneme yanılma yöntemiyle yapılmıştır. Daha sonra bu seçim Griffin tarafından geliştirilen HLB sistemine göre yapılmıştır. Oluşan emülsiyon tipi HLB değerine bağlıdır.

YEM’lerin davranışlarını belirlemek için HLB terimi ve kritik topaklanma parametresi (KTP) kullanılır (24, 60). Her iki yaklaşımda deneyseldir. Fakat YEM seçiminde önemli rol oynarlar. YEM’lerin sahip olduğu HLB değerleri 0- 20 arasında değişmektedir ve bu değer deneysel olarak hesaplanmaktadır. Düşük HLB’li (3-6) YEM’ler S/Y mikroemülsiyonu, yüksek HLB’li (8-18) olanlar ise Y/S mikroemülsiyonu hazırlamak için kullanılırlar.

KTP, YEM’in kendi geometrik özelliğine bağlı olarak agregat oluşturabilme kabiliyetiyle ilişkilidir. Aşağıdaki denklem yardımıyla hesaplanabilir:

CPP = v/a.l                                                               Eşitlikli

 

v, YEM’in hidrofobik kısmının molar miktarı a, uygun baş grubunun alanı

I,          YEM’in kuyruk kısmının uzunluğudur.

 

Sonuncu parametre çoğunlukla “Ic” şeklinde ifade edilir. Bu, hidrofobik zincirin kritik uzunluğudur. Bu da genellikle toplam uzunluğun % 70-80’lik kısmıdır. KTP YEM’in belirlediği geometrinin bir ölçütüdür ve sonuç olarak oluşabilecek agregat tipini tahmin etmeye yarar. KTP değeri 0-1 arasında ise Y/S tipinde, 1’den büyük olduğunda ise S/Y tipinde mikroemülsiyon oluşmaktadır. KTP değeri 1 ve su ile yağ fazlarının hacimleri yaklaşık eşit ise

 

19

 

geçişli mikroemülsiyonlar oluşmaktadır (34). Mikroemülsiyon bileşimindeki değişimler, YEM’in kendi etrafında değişiklik oluşturur. Bu değişim de YEM’in KTP görüntüsünde değişimine yol açar. Hidrokarbon kuyrukları arasına giren küçük yağ molekülleri, etkili YEM’in hidrofob miktarını arttırır. Oysa büyük molekülleri ağırlıklı olarak içeren yağların KTP üzerinde çok bir etkisi olmaz (1333, 35). Benzer olarak, iyonik kuvvet artışı, çift katmanın küçülmesi gibi etkiler iyonik YEM’lerin polar baş gruplarının etkisinde azalmaya yol açar. Gliserol ve sorbitol gibi hidrofilik moleküller su fazına eklendiğinde, baş grubunun su fazındaki çözünürlüğünün artmasıyla, optimal baş grup alanı etkilenecektir.

Bazen tek zincirli YEM’ler, tek başlarına Y/S yüzeyler arası gerilimini düşüremedikleri için mikroemülsiyon oluşumunda yetersiz kalırlar. Orta zincir uzunluğundaki alkoller yardımcı YEM olarak sıklıkla kullanılırlar. Sistemin termodinamikliğini arttırması nedeniyle yüzeyler arası akışkanlığı arttırırken yüzeyler arası gerilimi düşürürler (121). Orta zincir uzunluğundaki alkoller hidrokarbon kuyruklarının hareketini arttırır ve yağların bu bölgeye daha fazla penetre olmasını sağlar. Yağ asidi etil esteri gibi bazı yağlar da yardımcı YEM olarak kullanılabilirler (1322). Fosfotidilkolin veya lesitin, çift zincirli bir YEM’dir. Fakat kullanıldığı zaman yardımcı YEM kullanılması gerekir. Orta zincir uzunluğundaki alkoller lesitin bazlı mikroemülsiyon oluşturmak için kullanılabilir (1, 12).

1.1.3.6                Mikroemülsiyonların Oluşum Teorileri

 

Mikroemülsiyonların formülasyonlarını ve stabilitelerini açıklamak için üç yaklaşım vardır. Bunlar:

 

20

 

  1. Yüzeyler arası veya Karışım Film Teorisi (966, 1099)

 

  1. Çözünürlük Teorisi (112)

 

  1. Termodinamik Teori (1033, 1044)

 

1.1.3.6.1  Karışım Teorisi (96,109)

 

Bu teori ilk olarak Schulman ve arkadaşları ile Prince tarafından ortaya atılmıştır. Bu teoride ara yüzey filminin, su ve yağ fazlarına dönük kısımlarında farklı özelliklere sahip çift tabakalı bir film olduğu düşünülmektedir.

1.1.3.6.2  Çözünürlük Teorisi (112)

 

Bu teoriyi ilk geliştiren Gillberg ve arkadaşları ile Shinoda ve arkadaşları olmuştur. Burada mikroemülsiyonlar su ve yağın misel yapılar içerisinde çözündüğü şişmiş miseller sistemler olarak kabul edilmiştir. Çalışmalarda üç ve dört bileşenli faz diyagramları kullanılmıştır.

1.1.3.6.3  Termodinamik Teori (72, 103)

 

Bu teori Ruckenstein ve arkadaşları ile Overbeck tarafından öne sürülmüştür. Buna göre bir mikroemülsiyonun termodinamik olarak stabil olması için serbest enerjinin negatif olması gerekmektedir. Serbest enerjinin negatif olması ile entropideki anlamlı bir değişimle birlikte yüzey gerilimi azalmaktadır. Bu durumda mikroemülsiyonlar kendiliğinden oluşur ve termodinamik olarak stabil olurlar. Burada serbest enerji (AGf) aşağıdaki eşitlik ile hesaplanabilir:

AGf = y x AA – T x AS                                            Eşitlik III

 

Eşitlikte y iki faz arasındaki yüzeyler arası gerilimi, AS, karışımın entropisi ve T sıcaklıktır. AA ise yüzey alanındaki değişimi göstermektedir.

 

21

 

Mikroemülsiyon oluşumu sırasında çok sayıda küçük damlacığın oluşumuna bağlı olarak AA’da büyük değişimler olur. Yüzey alanı sıfır olamayacağı için, serbest enerjinin azalmasına karşı, yüzeyler arası gerilim azalmaktadır.

S/Y veya Y/S sistemlerin oluşumuna birçok faktör etkilidir. Doğaları gereği, Y/S mikroemülsiyon damlaları S/Y damlalarından daha büyük bir etkileşim oranına sahiptir. Bunun sonucu olarak yüzeyler arası gerilim S/Y mikroemülsiyonlarında Y/S mikroemülsiyonlarına göre daha azdır, bu sebeple onları hazırlamak daha kolaydır. Ayrıca, mikroemülsiyonlar termodinamik olarak stabil olmalarına rağmen, formülasyonlarını engelleyecek kinetik engeller olabilir. Sonuç olarak, bileşenleri ekleme sırası formülasyon hazırlamayı kolaylaştırmada etkili olabilir ve bazı durumlarda mekanik çalkalama veya ısıtma mikroemülsifikasyonu hızlandırabilir.

1.1.3.7                Mikroemülsiyon Karakterizasyonu

 

Mikroemülsiyonlar yıllardır çok değişik tekniklerle değerlendirilmektedir. Makroskobik düzeyde viskozite, iletkenlik ve di-elektrik metotları yararlı bilgiler sağlar (4, 9, 16). Örneğin viskozite ölçümü, çubuk benzeri veya kurt benzeri miseller oluşumu hakkında bilgi verir (9, 1377), iletkenlik ölçümü bir mikroemülsiyonun su bazlı veya yağ bazlı olduğu hakkında bilgi verir (377, 755, 1377). Di-elektrik ölçümü mikroemülsiyon sistemlerinin dinamik ve yapısal özellikleri hakkında güçlü bilgiler verir (26, 377, 488). Mikroemülsiyonların izotropik ve optik yapıları spektroskobik yöntemlerle çalışılabilmesini sağlar. Özellikle makroemülsiyonlarla karşılaştırmalar yapılabilir. Örneğin NMR çeşitli bileşenlerin difüzyon katsayılarını ölçmek için sıklıkla kullanılır. Ayrıca ortam hakkında ve hareketler hakkında bilgi verir (8,

 

22

 

24, 50, 844, 100, 111, 130). Işık dağılım metotları mikroemülsiyonların yapıları hakkında bilgiler verir. Bu yöntem, dinamik ve statik ışık saçma yöntemleri, küçük açılı nötron saçma (SANS) ve küçük açılı X ışını yayma (SAXS) yöntemlerini kapsar (61, 100). Dondurulmuş örneklerde elektron mikroskobisi metodu da mikroemülsiyon yapısı hakkındaki çalışmalarda kullanılır. Bu yöntemde yapının korunması için çok hızlı bir şekilde soğutma istenmektedir (20, 21,533).

Bu yöntemlerin bazılarında partiküller arası etkileşimi ortadan kaldırmak için mikroemülsiyon sisteminin dilüe edilmesi şarttır. Bu dilüsyon, faz dönüşümlerine ve moleküller bozukluklara sebep olduğundan, NMR difüzyon ölçümleri ve viskozimetre ölçümleri gibi tekniklerde problemler ortaya çıkarır. Bir yandan da bu durum partiküller arası etkileşim hakkında yararlı bilgiler edinmemizi sağlayabilir. Fakat öte yandan konsantre sistemlerin yapısal karakterizasyonlarını aşırı derecede zorlayabilir.

Farklı araştırmalar, mikroemülsiyonların kararlılığı ve oluşumu üzerinde yapılan çalışmaları içermektedir ve farklı tekniklerle mikroemülsiyon damlacıklarının büyüklüğü, görünüşü ve etkileşimi üzerinde çalışılmıştır. Mikroemülsiyonların karanlıklarını açıklamak için viskozite çalışmaları yapılmıştır (1088). Mikroemülsiyonların viskoziteleri, genellikle pseudoplastik akış gösteren makroemülsiyonların aksine, Newton akış modeline uyum göstermektedir (1366). Dispers fazın viskozitesini etkileyen pek çok eşitlik tanımlanarak önerilmiştir.

Temel olarak önerilen viskozite eşitliği;

 

q rei = exp a x 0 / (1-k x 0)                                    Eşitlik IV

 

23

 

a; katı hücrelerin yüzde 2,5’unun teorik hacim sabiti, k; damlacıklar arasındaki etkileşime ve damlacık boyutu artması veya azalmasına bağlıdır.

1.2         SELÜLİT VE TEDAVİSİ (43,102)

 

  • Tanımı ve Genel Özellikleri

 

Selülit ergenlik sonrası kadınların çoğunda görülen kozmetik bir problemdir. Çoğunlukla kalçada, karın bölgesinde ve basen bölgesinde görülür, portakal kabuğu veya yastıksı görünüm ile karakterizedir (433). Selülit, mikrodolaşım sistemini ve lenf sistemini, hücreler arası matriksi ve dermisdeki yağ çıkıntılarını da içine alan karmaşık bir durumdur. Bu durum, yağ dokusunda hiperplazi ve hipertropinin görüldüğü obezite ile karıştırılmamalıdır. Her ne kadar selülit durumunda bunlar oluşsa da, aynı zamanda dermisde çeşitli yapısal değişiklikler ve kılcal kan dolaşımında değişiklikler ortaya çıkar. Doku içinde sıvı protein konsantrasyonunda ve basınçta bir artış olur ve doku içinde kanın akışı yavaşlar ve bu bölgede deri sıcaklığı artar. Östrojen tarafından aktive edilmiş fibroblastlar, glikozaminoglikan sentezini artırır. Bu da dokular arası osmotik basıncın ve sıvı birikmesinin artmasına sebep olur. Aynı zaman da lokal enflamatör sitokinler de kolajen sentezini indükler. Kapiller basınçtaki artış, plazma osmotik basıncındaki azalış ve dokular arası osmotik basınçta artış veya lenfatik akışta azalış hücreler arası sıvı birikimine sebep olur.

Yapılan bir çalışmada operasyon ünitelerini tekrar tanımlamışlardır. Bunlar genetik faktörlerin, hormonal faktörlerin (östrojen miktarındaki artış), hareketsizlik, aşırı yiyecek alımı, hastalık ve yanlış tedaviyle bağlantılı durumların yağ dokusu üzerinde rol oynadığı dört üniteyi kapsamaktadır. Bu

 

24

 

üniteler; matrisiyal interstityial ünite, mikrodolaşım ünitesi, sinir sistemi ünitesi, enerji-yağ ünitesidir.

Matrisiyal-interstitiyal ünite, hücresel matriksdeki makromoleküllerin sentezini yapabilen fibroblastlar gibi hücreler ve matriks fibröz dokuyu (kolajen, elastik ve retiküler fibriller) içine alan hücreler dışı matriks ve proteoglikanlar, glikoproteinler ve hiyolüronik asit gibi yapı maddelerinden oluşmuştur.

Mikrodolaşım ünitesi beş bileşenden oluşur. Bunlar arterioller, venler, kapiller, lenfatik ve aradaki dokulardan oluşur. Kapiller basıncında artış, plasma osmatik basıncında azalma, doku arasındaki sıvı basıncında artma veya lenfatik akışta bir azalmaya neden olabilir. Bu durumda hücreler arasında ödeme yol açar.

Sinir sistemi ünitesi, dermişin ve subkütenoz dokunun sempatik sinirlerle donatılmasıyla oluşur. Alfa ve beta reseptörlerin adenil siklaz sistemini etkiler. Fibroblastları regüle eden cAMP ve cGMP oranını, mikrodolaşımı değiştirir. Bu durum yağ hücrelerinde yağların yıkımı olan lipolizi ve yağ derelerinde yağ üretimi olan lipojenezi değiştirir.

Enerji-yağ ünitesi, yağ hücrelerinin birikimini kapsar. Çeşitli faktörler lipojenez ve lipolizi etkiler ve yağ dokusunun kalınlığının artmasına veya azalmasına katkıda bulunur. Selülitli durumlarda lipojenezin stimülasyonu yağ dokusunun aşırı büyümesini uyarır.

Selülit hormonsal faktörlerden de etkilenir. Bunların içinde en önemli olan östrojendir. Östrojen, antilipilitik alfa reseptörlerine yağ hücrelerinin

 

25

 

cevabını arttırır ve lipojenezi sağlayan ana enzim olan lipoprotein lipazı stimüle eder.

İnsülin de lipoprotein lipazı aktive ederek lipolizi engelleyip lipojenezi artırır. Katekolaminler de alfa veya beta reseptörleri uyarmalarına bağlı olarak lipolizi engeller veya artırırlar. Tiroid hormonuda adenil siklaz sentezini stimüle ederek yağ dokusundaki lipolizi artırırlar.

Genetik faktörlerde selülit oluşumunu etkiler. Cinsiyet, ırk, köken, yağ dokusu dağılımı, etkilenmiş hücrelerdeki reseptörlerin sayısı, yönelimi, duyarlılığı, periferik anjiyopati geliştirmeye yatkınlık selülit oluşumu etkileyen genetik faktörlerdir. Dengesiz beslenme, aşırı miktarda yağ ve karbonhidrat alımı insülin miktarını ve lipojenezi artırır. Hareketsiz bir yaşam tarzı da selülit oluşumuna sebep olur. Ayrıca duygusal bozukluklar da yüksek miktarlarda lipojenezi stimüle eden katekolamin miktarını artırır.

1.2.2     Selülitin Sınıflandırılması

 

Selülit, klinik ve histopatolojik olarak dört derece veya aşamada sınıflandırlabilir. Birinci aşamada, klinik olarak hiçbir değişiklik yoktur ve hasta asemptomatiktir. İkinci aşamada, cilt sıkıştırdığında veya kaslar kasıldıktan sonra solukluk, sıcaklıkta ve elastiklikte bir azalma vardır. Dinlenme halinde değişiklik yoktur. Üçüncü aşamada, dinlenme halinde bile yastıksı bir cilt veya portakal kabuğu görüntüsü vardır. Dokunmaya karşı hassasiyet vardır. Dokunmayla acı hissedilir. Elastiklikte azalma, solgunluk ve sıcaklıkta azalma vardır. Son olarak dördüncü aşamada ise, üçüncü aşamadaki durumların daha şiddetli şekilleri söz konusudur. Daha fazla solgunluk, daha derinlere bağlanmış, görülebilir ve acıyan nodüller, dalgalı cilt yüzeyi görünümü vardır.

 

26

 

1.2.3  Klinik Değişiklikler

 

Selülit; sert, yumuşak, ödemli ve karışık olmak üzere cildin durumuna göre de sınıflandırılabilir.

Sert; düzenli olarak fiziksel aktivite yapan genç bayanlarda gözlenir. Sıkı ve sağlam bir görünüş vardır ve bu ayakta durmaya veya yatmaya göre değişmez. Çimdik testi yapıldığında portakal kabukları görülebilir. Yumuşak; hareketsiz bayanlarda görülür. Kas kasılmasının azalmasına ve yumuşamasına bağlıdır. Ayrıca birden kilo kaybına uğrayan bayanlarda görülür. Yastıklar yüzeyde görülür, vücut hareket ettikçe sallanır. Eğer sert selüliti olanlar tedavi edilmezlerse kırk yaşından sonra yumuşak selülite dönüşür. Ödemli; vücudun aşağı kısmının tamamında görülür ve pozitif Godet işareti verir (parmakla bastırdığımızda solgunluk olur ve parmağımızı kaldırdığımızda bu durum devam eder). Cilt parlak ve zayıftır. Selülitin en ağır halidir fakat en az görülenidir. Karışım; en sık görülenidir. Birden fazla çeşit selülit tipi aynı hastada farklı bölgelerde görülebilir.

1.2.4  Selülitin Tedavisi

 

Selülit tedavisinde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar, ödem oluşturan faktörlerin azaltılması, fiziksel ve mekanik yöntemler ve farmakolojik ajanlardır.

1.2.4.1                Fiziksel ve Mekanik Metotlar

 

İyontoforez; kan gibi dokular arası sıvı da elektrolitler içerir. Elekitriksel iletkenliği olmayan stratum korneumdan farklı olarak bu durum ona elektriksel iletkenlik kazandırır.

 

27

 

1.2.4.2  Ultrasound

 

Termik ve vazodilatör etkileri olan yüksek frekanslı titreşimler, etkin maddenin geçişine yardım ederler.

1.2.4.3  Termoterapi

 

Bu teknikte ısıtarak veya soğutarak vazodilatasyona sebep olunur. Etkili olup olmadığı tartışmalıdır. Çünkü vazodilatasyonun kendisi selülite sebep olur.

1.2.4.4  Masajla Tedavi

 

Bu metot ile venlerden kanın alımı hızlanır, lenfatik sistemi düzeltir, ödemi azaltır. Selülit tedavisine yardımcı olarak kullanılır.

1.2.4.5  Lenfatik Drenaj

 

Bu metot lenfatik akışı stimüle eden bir masaj tekniğidir. Ödemi azaltır.

 

Lenfatik akış yönünde uygulanması gerekir.

 

1.2.4.6  Elektrolipoforezis

 

Bu yöntemde ince uzun iğneler kullanılır. Bu iğneler düşük frekanslı akıma bağlıdırlar. Metabolik değişiklikler meydana getiren, lipolizi sağlayan ve dolaşımı etkileyen bir manyetik alan meydana getirirler.

1.2.4.7  İlaçla Tedavi

 

Selülit karmaşık bir durum olduğu için tedavisinde de yine birçok farklı işleve sahip etkin maddeler kombine halde kullanılmaktadır. Selülitin gelişmesi yıllar süren bir olaydır. Klinik olarak bir belirtinin ortaya çıkması bile aylar sürer.

 

28

 

1.2.4.7.1  Ksantinler

 

Kafein, aminofilin, teofilin gibi metilksantinler selülit tedavisinde en sık kullanılan etkin maddelerdir. Bunlar siklikadenozin monofosfat miktarını artırarak ve fosfodiesteraz inhibisyonu yaparak yağ hücrelerinde lipolizi etkilerler (99 alt).

1.2.4.7.2  Bitkisel Tedavi

 

Bir çok bitkisel ekstre selülit tedavisinde kullanılmaktadır. En çok kullanılanlar; Bladderwrack, Ruscus aculeatus, Ginkgo biloba, Cynara scolymus, Hedera helix, Aesculus hippocastanum, Melilotus officinalis, Hydrocotyle asiatica, Vitis vinifera, Rauwolfia serpentina, Ananas sativus’dur. Bunların her birinin farklı bir etkinliği olduğu ve tek başlarına çok etkin olmadıkları için genellikle kombine halde kullanılırlar (55 alt).

1.2.4.7.3  Retinoidler

 

Retinoitler, fibroblastları hem uyararak hem de çoğalmalarını sağlayarak dermişteki glikoprotein ve glikozaminoglikan sentezinin artmasına neden olurlar. Fibroblastların metabolik aktivitelerinin artması dermişte kolajen miktarının artmasına neden olur. Sonuçta, deri daha gergin ve esnek bir duruma gelir. Retinoitler kan akışını uyarırlar, yeni damarların oluşmasını hızlandırırlar. Dermişte hücre çoğalması arttığından epidermis kalınlaşır (94).

1.2.4.7.4  Diğer maddeler

 

Konjuge linoleik asit, alfahidroksiasitler, fitik asit ve tuzları, laktik asit, glikolik asit, aseik asit, aromataz inhibitörleri, anti östrojenik maddeler gibi birçok madde selülit belirtilerini azaltmak amacıyla kullanılmaktadır.

 

29

 

Cellasene isimli yumuşak kapsül formunda bir ticari preparatta selülit görünümünü azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu ürün, Ginko biloba, Sweet clover (tatlı yonca), Sea weed, Grape seed ve Evening primrose yapından oluşmaktadır. Fakat en önemlisi, adipositlerde lipolizi, kütenoz mikrosirkülasyonu ve kollajen sentezini etkiler.

1.3         NİKOTİNAMİD

 

Nikotinamid (NA) suda çözünebilen, niasin vitaminin amit formudur. Bir piridin halkası ve bu halkaya üç konumundan bağlı bir amit grubu içerir (87). Kimyasal formülü Şekil 3’de gösterilmiştir. Sinonimleri; niasinamid,

3-Piridinkarboksamid, vitamin PP, vitamin B3, benicot, aminikotindir (31).

 

 

Şekil 3. NA’nın Kimyasal Formülü

 

NA, kokusuz ve acımsı bir tadı olan, beyaz kristaller şeklinde bir tozdur. Formülü; C6H6N2O’dur. Suda, eterde ve gliserinde çözünür. Oktanol / su partisyon katsayısı -0.37 ‘dir. Erime dercesi 128-131 °C’dir. Molekül ağırlığı,

122.14 ‘dür (31). NA, hidrojen transfer reaksiyonlarında önemli rol oynayan nikotinamid adenin dinükleotit (NAD) ve nikotinamid adenin dinükleotit fosfat (NADP) ko-enzimlerinin bir komponentidir (877).

 

30

 

1.3.1  NA’nın Topikal Kullanımı

 

NA kozmetik alanda ve kozmetik olmayan alanlarda yaygın kullanıma sahiptir. Kozmetik alanda saç ve cilt preparatlarında yaygın olarak kullanılır. NA’nın birçok deri hastalığının topikal tedavisinde kullanılabileceği çalışmalar ile gösterilmiştir (82, 110). Suda çözünürlüğü yüksek bir etkin maddedir ve stabilitesinin ışık ve oksijenden etkilenmemesi nedeniyle kolayca formüle edilebilir. Aynı zamanda cilt tarafından yüksek konsantrasyonlarda tolere edilebilir (19, 83). NA; akne vulgaris, kontakt dermatit, atopik dermatit, cilt açıcı, foto karsinojenizde, yaşlanma geciktirici olarak ve selülit tedavisinde kullanılır (78, 87).

1.3.2  NA’nın Selülit Tedavisinde Kullanımı

 

NA selüliti belirtilerini çeşitli mekanizmalarla azaltır. NA epidermal hücreleri uyararak selülit etkisiyle incelmiş olan epidermisin kalınlaşmasını sağlar. Kan akımını arttırarak selülitin azalttığı mikrovaskülarisazyonu arttırır. Sonuç olarak ciltteki hücreleri stimüle etmesi sayesinde hücresel enzim üretimini arttırır ve bu sayede bir araya toplanmış olan yağ dokusunu dağıtır. Çoğunlukla % 1-10 konsantrasyonlarda kullanılır (77).

 

31

 

BÖLÜM II DENEYSEL BÖLÜM

ÇALIŞMANIN GENEL PLANI

 

Çalışmanın amacı, etkin madde olarak kullanılan NA’nın selülit tedavisinde kullanılmak üzere (çoklu emülsiyon, mikroemülsiyon ve jel mikroemülsiyon) topikal formülasyonlarının hazırlanması, bu formülasyonların karakterizasyonunun ve saliminin değerlendirilmesidir.

Bu amaçla ilk olarak etkin maddenin çeşitli fizikokimyasal özellikleri belirlenecektir. Bu aşamanın ardından formülasyon hazırlama basamağına geçilecektir. Bu doğrultuda mikroemülsiyon, jel mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonları hazırlanacaktır. Mikroemülsiyon ve jel mikroemülsiyon formülasyonlarının belirlenmesi amacıyla ön formülasyon çalışmaları yapılacaktır. Ön formülasyon aşamasında elde edilen verilerin bilgisayar ortamında üçgen faz diyagramları çizilip, en büyük mikroemülsiyon alanını veren formülasyon ana formülasyon olarak seçilecektir. Çoklu emülsiyon formülasyonu ise iki basamakta emülsifikasyon yöntemiyle hazırlanacaktır. Hazırlanan her üç formülasyona % 2 oranında nikotinamid eklenecektir. Etkin madde yüklü ve etkin madde yüklü olmayan formülasyonlar fizikokimyasal olarak stabiliteleri açısından incelenecektir.

Formülasyon hazırlama aşamasından sonra, tüm formülasyonların in- vitro salımları, uv-spektrofotometresi kullanılarak, yapay selüloz asetat membrandan yapılacaktır. Formülasyonlar salım profilleri açısından değerlendirildikten sonra uygun salım yapan formülasyonların ex-vivo

 

32

 

salımları, HPLC kullanılarak, sıçan karın derisinden yapılacaktır. Ex-vivo salım sonuçları değerlendirilip uygun formülasyon seçilecektir.

2.            GEREÇ VE YÖNTEM

 

  • Kullanılan Kimyasal Madde, Araç ve Gereçler

 

2.1.1  Kullanılan Kimyasal Maddeler

 

Nikotinamid                                                 Merck

 

Parafin Likit                                                  Birpa İlaç Laboratuarı

 

 

Abil EM 90®

(Setil Dimetikon Kopoliol)

Goldschmidt, Fransa

 

 

 

Synperonic PE/F 127® (Etoksillenmiş Propilenoksit)

ICI, Fransa

 

Magnezyum Sülfat                                     Merck Span 80® (Sorbitan Monooleat)                                 Merck

Tween 80®                                                   Merck

(Polioksietilen 20 sorbitan monooleate)

 

Oleik Asit                                                      Fluka

 

Etanol                                                           Smyras

 

Metanol                                                        Merck

 

Sodyum 1-heptansülfonat                         Merck

 

Potasyum Dihidrojen Fosfat                     Merck

 

Disodyum Hidrojen Fosfat                         Merck

 

2.1.2  Kullanılan Araç ve Gereçler

 

Ultraviyole Spektrofotometresi                  Shimadzu UV 1208 infrared Spektrofometresi                                         Perkin Elmer 1600

pH-metre                                                      Inolab

 

33

 

 

Hassas Terazi Viskozimetre Manyetik Karıştırıcı

Erime Derecesi Tayin Aleti Santrifüj Aleti

Manyetik Karıştırıcılı Su Banyosu Refraktometre

HPLC

 

Ultrasonik Etüv

İletkenlik Ölçer

 

2.2 Yöntem ve Deneyler

Sartarious Basic Brookfield

Velp Scientifica Bornstead IA 9000

Eppendorf 3414 Variomag

Atago Illuminator

 

Hewlett Packard Agilent 1100 Elma 660/H

Nüve EN 400 Jenway

 

2.2.1  NA’nın Fizikokimyasal Özelliklerinin Belirlenmesi

 

  • NA’nın Infrared (İR) Analizi

 

NA % 1 oranında potasyum bromür içinde homojenize edildi. Çok ince şeffaf tabletleri basıldı. İR spektrofometrede 4000-0 cm-1 arasında taranıp pik verdiği dalga boyları tespit edildi.

2.2.1.2                NA’nın Ultraviyole Spektroskopisi

 

Ultraviyole spektrumları Schimadzu UV-1208 spektrofotometrede kuvartz küvetler kullanılarak alındı. 100 mg NA, 100 ml_ pH 5.5 Sorensen tamponunda çözündürüldükten sonra bu stok çözeltisinden Hamilton enjektörü ile 500 pL alınarak yine aynı tamponla 10 mL ye tamamlanıp 200-

400 nm dalga boyları arasında maksimum absorbans verdiği dalga boyu saptandı.

 

34

 

2.2.1.3                NA’nın Ergime Noktası Tayini

 

NA’nın ergime noktası tayini Bornstead dijital erime derecesi tayin aleti ile yapıldı. Bunun için bir miktar madde kılcal boruya dolduruldu ve kılcal borunun ucu alevle kapatıldı. Daha sonra kılcal boru erime derecesi apareyine yerleştirildi ve sıcaklık artışı ile etkin maddenin eridiği an tespit edildi.

2.2.2     Ultraviyole Spektroskopisi ile Standart Eğri Çizimi

 

pH 5.5 Sorensen tamponunu hazırlamak için 9.073g potasyum dihidrojen fosfat (KH2PO4) tartılıp 1L distile su ile tamamlandı. 11.87g disodyum hidrojen fosfat (iki mol sulu; Na2HPO4. 2H2O) tartılıp 1L distile suya tamamlandı. İkinci çözelti birinciye ilave edilerek pH 5.5 ‘e ayarlandı.

Standart eğrinin çizimi için 100 mg NA 100 ml_ pH 5.5 Sorensen tamponu içinde çözündürüldü. Stok çözeltiden 5, 10, 15, 20, 25, 30, 35, 40 pg/mL konsantrasyonunda olan bir seri çözelti elde edildi. Aynı şartlarda hazırlanan kör kullanılarak UV spektrofotometrede 261 nm’de bu konsantrasyonlara karşı gelen absorbans değerleri okundu. Elde edilen değerler derişime karşı konularak, en küçük kareler yöntemi ile regresyon analizine uygulandı. Buradan absorbans (x) ile derişim (y) arasındaki ilişkiyi veren kalibrasyon eğrileri oluşturuldu.

2.2.2.1  Analitik Yöntem Validasyonu

 

  • Doğrusallık

 

NA’nın pH 5.5 Sorensen tamponunda 100 mg /100 mİ stok çözeltisi hazırlandı. Stok çözeltiden 5, 10, 15, 20, 25, 30, 35, 40 pg/mL konsantrasyonunda olan bir seri çözelti elde edildi. Her konsantrasyon ve

 

35

 

karşılık gelen absorbans değerleri yardımıyla standart doğrunun denklemi bulundu.

2.2.2.1.2  Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik

 

Saptanan değerin gerçeğe yakınlığıdır. Yöntemin doğruluğu geri alma yüzdesine bağlıdır. Üç farklı konsantrasyonda üç paralel örneğin verdiği absorbans değerleri ölçüldü. Bu absorbans değerlerine karşılık gelen konsantrasyon miktarları bulundu. Bu değerden yüzde geri kazanım hesaplandı.

2.2.2.1.3  Kesinlik

 

  • Tekrar Edilebilirlik

 

Belirli bir konsantrasyonda hazırlanan örneğin verdiği absorbans değerleri art arda altı kez ölçüldü. Absorbansa karşılık gelen konsantrasyonların ortalaması, standart sapması ve varyasyon katsayısı hesaplandı. Varyasyon katsayısının % 2’den az olması yöntemin tekrar edilebilirliğini göstermektedir.

2.2.2.1.3.2  Tekrar Elde Edilebilirlik

 

Tekrar elde edilebilirlik için aynı stoktan hareket edilerek seyreltme ile hazırlanan altı adet aynı konsantrasyondaki çözeltinin absorbans değerleri ölçülerek ortalama, standart sapma ve varyasyon katsayısı hesaplandı. Bulunan varyasyon katsayısının % 2’den küçük olması gerekir.

2.2.2.1.4  Stabilite

 

Belirli bir konsantrasyonda çözelti hazırlanıp bu çözeltinin 5, 10, 15, 20, 25, 30, 45, 60’ıncı dakikalarda absorbans değerleri ölçülerek ortamdaki etkin madde miktarında azalma olup olmadığı tayin edildi.

 

36

 

2.2.3  Formülasyon Çalışmaları

 

  • Mikroemülsiyon Formülasyon Çalışmaları

 

2.2.3.1.1  Bileşenlerin Seçimi

 

Mikroemülsiyon formülasyonlarında yağ fazı olarak oleik asit; YEM olarak Tween 80® (Polyoxyethylene 20 sorbitan monooleate) I Span 80® (Sorbitan monooleate) karışımı; yardımcı YEM olarak ethanol; su fazı olarak distile su kullanıldı.

2.2.3.1.2  Ön Formülasyon Çalışmaları

 

Ön formülasyon çalışmaları için farklı oranlarda yağ içeren (% 10, 20, 30, 40, 50, 60, 70, 80, 90) dokuz ana formülasyon toplam 10 g olacak şekilde

YEM / yardımcı YEM karışımları (1:2, 1:1, 1.5:1, 2:1, 3:1,4:1) ile karıştırılarak hazırlandı. Bu aşamada Tween 80 / span 80 oranı 2:1 olarak seçildi. Daha sonra aynı çalışma Tween 80 / span 80 oranı 1:1 olacak şekilde YEM / yardımıcı YEM oranları 1:1, 1.5:1 ve 2:1 olarak denendi. Bir beher içerisinde yağ fazı, YEM ve yardımcı YEM karıştırıldı. Sistem manyetik karıştırıcıda 150 rpm’de karıştırılırken distile su damla damla bulanıklık oluşuncaya kadar ilave edildi ve harcanan su miktarı bulundu. Tüm formülasyon çalışmaları oda sıcaklığında yapıldı. Bu formülasyonlar Tablo 1’de şematik olarak gösterilmiştir.

 

31

 

Formül KoduYEM/YYEM

Oranı

Yağ

(g)

YEM+YYEM

(g)

Distile

Su (g)

Tween80/Span 801.09.06.62
F2(1:1)2.08.02.60
F33.07.01.68
 
F4 

1:1

4.06.01.32
F55.05.00.98
F6 6.04.00.74
F7 7.03.00.5
F8 8.02.00.34
F9 9.01.00.26
F10Tween80/Span 801.09.05.76
Fil(1:1)2.08.02.38
F12 3.07.01.4
F13 

1.5:1

4.06.00.98
F145.05.00.74
F15 6.04.00.6
F16 7.03.00.44
F17 8.02.00.31
F18 9.01.00.24
F19Tween80/Span 801.09.08.0
F20(2:1)2.08.03.4
F21 3.07.02.4
F22 

0.5:1

4.06.01.7
F235.05.01.27
F24 6.04.00.87
F25 7.03.00.7
F26 8.02.00.42
F27 9.01.00.24
F28Tween80/Span 801.09.07.99
F29(2:1)2.08.04.29
F30 3.07.02.0
F31 

1:1

4.06.01.36
F325.05.01.01
F33 6.04.00.78
F34 7.03.00.58
F35 8.02.00.46
F36 9.01.00.3
F37Tween80/Span 801.09.08.2
F38(2:1)2.08.04.94
F39 3.07.01.66
F40 

1.5:1

4.06.01.06
F415.05.00.86
F42 6.04.00.6
F43 7.03.00.44
F44 8.02.00.26
F45 9.01.00.14

 

38

 

Fomül KoduYEM/YYEM

Oranı

Yağ

(g)

YEM+YYEM

(g)

Distile

Su (g)

F46Tween80/Span 801.09.04.82
F47(2:1)2.08.05.2
F48 3.07.01.34
F49 

2:1

4.06.00.94
F505.05.00.7
F51 6.04.00.56
F52 7.03.00.44
F53 8.02.00.24
F54 9.01.00.14
F55Tween80/Span 801.09.02.81
F56(2:1)2.08.03.5
F57 3.07.00.91
F58 

2:1

4.06.00.74
F595.05.00.56
F60Tween80/Span 800.29.84.3
F61(2:1)0.49.64.84
F62 0.69.44.3
F63 

3:1

0.89.24.0
F641.09.03.56
F65 1.28.83.52
F66 1.48.63.56
F67 1.68.43.44
F68 1.88.23.28

 

 

 

Tablo 1. Mikroemülsiyon ve Jel Mikroemülsiyon Ön Formülasyon Değerleri

2.2.3.1.3            Üçgen Faz Diyagramının Çizimi

 

Ön formülasyon çalışmaları sonucunda, her formülasyona girecek olan su miktarı tespit edilerek formülasyon bileşenlerinin karışımdaki yüzde oranları hesaplanmıştır. Elde edilen uygun değerler bilgisayar programında üçgen faz diyagramına geçirilmiş, böylece mikroemülsiyon meydana getirdikleri bölge ve bu bölgenin ağırlık merkezinin tayini ile bileşenlerin oranı tespit edilmiştir (44, 64). En büyük mikroemülsiyon alanı veren formülasyon ana formülasyon olarak seçilmiştir.

 

39

 

2.2.3.1.4         NA İçeren Mikroemülsiyon Formülasyonunun Hazırlanması

Üçgen faz diyagramı ile en büyük alanı veren formülasyon seçildikten sonra % 2 oranında NA bu formülasyona eklendi. NA suda çözünen bir etkin madde olduğu için %2 oranında su fazında çözündürüldü ve yağ / YEM / yardımcı YEM karışımına etkin madde içeren çözelti titre edilerek ilave edildi. Sistemin kararlı hale gelmesi için 30 dakika manyetik karıştırıcı ile 150 rpm’de karıştırıldı.

2.2.3.2            NA İçeren Jel Mikroemülsiyon Formülasyonunun Hazırlanması

Yağ fazı olan oleik asit, YEM Tween 80 / Span 80 (2:1) ve yardımcı YEM etanol 3:1 oranında bir beherde karıştırıldıktan sonra % 2 oranında NA içeren distile su sisteme yine titre edilerek ilave edildi. Bu oranda en fazla su alan yani en fazla jelleşen formülasyon, ana formülasyon olarak seçildi. Bu oranda elde edilen değerler Tablo 1’de gösterilmiştir.

  • NA İçeren Çoklu Emülsiyon Formülasyonunun Hazırlanması Hazırlanan S/Y/S çoklu emülsiyonu iki basmakta emülsiyon hazırlama yöntemine göre hazırlandı. Bunun için önce primer emülsiyon hazırlandı. Yağ fazı olan sıvı parafin ve lipofilik emülgatör olan setil dimetikon kopoliol (Abil EM 90®) karışımına magnezyum sülfat içeren primer su, oda sıcaklığında 2000 rpm’de 20 dakikada ilave edildi. Daha sonra hazırlanan primer emülsiyonun % 80’i alınarak hidrofilik emülgatör etoksillenmiş propilenoksit (Synperonic PE/F 127® ) içeren sulu faza 800 rpm’de karıştırılarak oda sıcaklığında 30 dakikada NA sekonder suya, formülasyonda % 2

 

40

 

olacak şekilde ilave edilip çözündürüldü. Karışım oranları Tablo 2’de gösterilmiştir.

 

 

 

Çoklu Emülsiyon

Etkin Madde Yüklü Formülasyon 

 

 

Primer Emülsiyon

Parafin Likid24 g
Abil EM4g
Magnezyum Sülfat0.7 g
Distile Suk.m 100 g
Primer Emülsiyon78.4 g 

 

Sekonder Emülsiyon

Synperonic0.784 g
Distile Su18.816 g
Nikotinamid2g

 

 

 

 

 

 

Tablo 2. Çoklu Emülsiyon Oranları

 

2.2.4     NA Yüklü Formülasyonlardan İn-vitro Salım Çalışmaları

 

  • Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonundan İn-vitro Salım Çalışması

Bölüm 2.2.3.1.4’de anlatıldığı gibi hazırlanan formülasyonlardan salım çalışması difüzyon hücresi kullanılarak yapıldı. Membran olarak 0.2 um por genişliği olan selüloz asetat membran kullanıldı. Membranlar çalışmaya başlamadan yarım saat önce reseptör faz ile temasta bırakıldı. Reseptör faz olarak 15 ml_ pH 5.5 Sorensen tamponu ve donör faz olarak 0.5g % 2 oranında NA içeren mikroemülsiyon kullanıldı. Difüzyon hücresi

 

41

 

buharlaşmaya engel olmak için parafilm ile kapatıldı. Sistem 37±1 °C de manyetik karıştırıcılı su banyosuna yerleştirildi. Reseptör faz manyetik bar ile 600 rpm’de deney boyunca karıştırıldı. Salım çalışması sekiz saat boyunca devam ettirildi. Her saat başında reseptör fazından örnek alındı ve sisteme her alımdan sonra aynı miktar reseptör faz ilave edildi. Absorbanslar spektrofotometrede okundu. Spektrofotometrede okunan absorbanslar, kalibrasyon eğrisi denkleminde yerine konarak, mikroemülsiyondan salınan etkin madde miktarı saptandı. Geçiş çalışmaları sırasında üç paralel numune kullanıldı.

2.2.4.2                Jel Mikroemülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması

 

Formülasyon bölüm 2.2.3.2‘de anlatıldığı gibi hazırlandı. Salım çalışması mikroemülsiyon salım çalışması ile aynı şekilde yapıldı. Donör faz olarak 0.5g jel mikroemülsiyon kullanıldı.

2.2.4.3. S/Y/S Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması

Formülasyon bölüm 2.2.3.3‘de anlatıldığı gibi hazırlandı. Donör faz olarak 0.5g S/YS çoklu emülsiyonu kullanıldı. Salım çalışması mikroemülsiyon salım çalışması ile aynı şekilde yapıldı.

2.2.5          NA Yüklü Formülasyonlardan Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi (HPLC) Kullanılarak Yapılan Ex-vivo Salım Çalışmaları

  • HPLC ile Standart Eğri Çizimi

 

UV dedektörlü HPLC sistemi ve ACE C18 kolon kullanıldı. Mobil faz olarak, 0.45 pm çapında membrandan filtre edilmiş ve gazı alınmış 0.005 M sodyum 1-heptansülfonat ve metanol karışımı (70 / 30) kullanıldı (123). Salım

 

42

 

hızı 1.0 mL/dakika, enjeksiyon miktarı 20 pL ve UV dedektörü 261 nm’ye ayarlandı. 100 mg NA 100 mL pH 5.5 Sorensen tamponunda çözündürülerek stok hazırlandı. Bu stoktan 1, 2.5, 5, 10, 15, 20, 25, 30, 35, 40, 45, 50 pg/mL konsantrasyonda örnekler hazırlandı. Her bir örnek için üç paralel çalışıldı. Her enjeksiyondan sonra bulunan alan değerleri konsantrasyonlara karşı grafiğe geçirilerek kalibrasyon eğrisi çizildi. Doğrunun denklemi ve r2 değeri hesaplandı.

2.2.5.2                HPLC Yönteminin Validasyonu

 

  • Doğrusallık

 

Örnekteki maddenin belli sınırlar içindeki derişimi ile elde edilen yanıtın orantılı olduğunun bir göstergesidir. NA’nın pH 5.5 Sorensen tamponunda

100 mg / 100 mİ stok çözeltisi hazırlandı. Bu stok çözeltilerden farklı oranlarda seyreltme yapılarak, 11 farklı konsantrasyonda çözelti elde edildi. Her konsantrasyon ve karşılık gelen alan değerleri yardımıyla standart doğrunun denklemi bulundu.

2.2.5.2.2  Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik

 

Saptanan değerin gerçeğe yakınlığıdır. Yöntemin doğruluğu geri alma yüzdesine bağlıdır. Üç farklı konsantrasyonda üç paralel örneğin verdiği alan değerleri ölçüldü. Bu alan değerlerine karşılık gelen konsantrasyon miktarları bulundu. Bu değerden yüzde geri kazanım hesaplandı.

2.2.5.2.3  Kesinlik

 

Kesinlik, bir yöntemin tekrar edilebilirlik ve tekrar elde edilebilirlik derecelerinin bir ölçüsüdür. Analitik yöntemin kesinliği için istatistiksel açıdan yeterli değerlendirmenin yapılacağı sayıda aynı konsantrasyondaki örnek

 

43

 

ardı ardına altı kez ölçülerek ortalama, standart sapma ve varyasyon katsayısı hesaplandı.

2.2.5.2.3.1  Tekrar Edilebilirlik

 

Kalibrasyon doğru denklemi oluşturmak için hazırlanan stok çözeltiden bir konsantrasyon seçildi ve bu konsantrasyondaki çözelti HPLC’de altı kez art arda enjekte edildi. Alan değerine karşılık gelen konsantrasyonların ortalaması, standart sapması ve varyasyon katsayısı hesaplandı. Varyasyon katsayısının % 2’den az olması yöntemin tekrar edilebilirliğini göstermektedir.

2.2.5.2.3.2  Tekrar Elde Edilebilirlik

 

Tekrar elde edilebilirlik için aynı stoktan hareket edilerek seyreltmeyle hazırlanan altı adet aynı konsantrasyondaki çözeltinin alan değerleri ölçülerek ortalama, standart sapma ve varyasyon katsayısı hesaplandı. Bulunan varyasyon katsayısının % 2’den küçük olması gerekir.

2.2.5.2.4            Özgünlük, Seçicilik

 

Salım sonucunda bulunan alan değerlerinin etkin maddeye ait olduğunu kanıtlamak için boş formülasyon ile salım çalışması yapılarak alanların çakışıp çakışmadığı kontrol edildi.

2.2.5.3.               Formülasyonlardan Ex-vivo Salım Çalışması

 

  • Mikroemülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması

 

% 2 konsantrasyonda NA içeren çoklu emülsiyon ve mikroemülsiyon formülasyonları, difüzyon hücresi kullanılarak yapıldı. Membran olarak 200-

300 g ağırlığında Wistar- Albino erkek tipi sıçanların karın bölgesi derisi kullanıldı. Sıçanlar karbondioksit gazı kullanılarak öldürüldü. Karın bölgesi jilet ile tıraşlandıktan sonra karın dersi alındı. Kullanımdan önce deriler yarım

 

44

 

saat reseptör fazda bekletildi. Reseptör faz olarak 15 mL pH 5.5 Sorensen tamponu kullanıldı. Donör faz olarak 0,5g mikroemülsiyon veya çoklu emülsiyon formülasyonu kullanıldı. Difüzyon hücresi buharlaşmaya engel olmak için parafilm ile kapatıldı. Hücreler manyetik karıştırıcılı su banyosuna yerleştirildi (37±1 °C). Reseptör faz 600 rpm’de 24 saat boyunca karıştırıldı. İlk sekiz saat her saat başı ve yirmi dördüncü saatte 0.5 mL numune alındı ve sisteme her alımdan sonra aynı miktar reseptör faz ilave edildi. Örnekler 10 mL’ye reseptör faz ile tamamlandı ve 0.45 pm’lik membrandan geçirildi. 20  pL numune sisteme enjekte edildi. Üç paralel ve bir de boş örnek çalışıldı. Böylece örnek piki ile formülasyondan gelen piklerin çakışıp çakışmadığı kontrol edildi. Bulunan alan değerleri kalibrasyon eğrisinde yerine konularak karşılık gelen konsantrasyonlar bulundu.

  • Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Salım Çalışması Çoklu emülsiyon formülasyonundan salım çalışması bölüm 2.2.5.3.1’de anlatıldığı gibi                      yapıldı.               Burada    donör    faz    olarak    çoklu    emülsiyon

formülasyonu kullanıldı.

 

2.2.6     Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonunun Fizikokimyasal Özelliklerinin Belirlenmesi

Hazırlanan formülasyonların özelliklerini aydınlatabilmek, kullanılan taşıyıcıdan gelen farklılıkları izleyebilmek, hazırlama aşamalarından gelebilecek olumsuzlukları ve etkin madde ile taşıyıcılar arasındaki etkileşim ve geçimsizlikleri araştırmak üzere bir seri analizler yapılmıştır. Bunlar mikroemülsiyonun tipi, kırılma indisi, iletkenliği, pH’sı, damlacık boyutu dağılımı, santrifüj özellikleri ve kararlılığının belirlenmesidir.

 

45

 

2.2.6.1  Mikroemülsiyonun Fiziksel Görünüşü

 

Taze hazırlanmış mikroemülsiyon formülasyonlarının oda sıcaklığında (25 °C) fiziksel görünüşleri incelendi.

2.2.6.2  Mikroemülsiyonun Tipi

 

Hazırlanan mikroemülsiyonun tipi dış faz su ile seyreltilerek bulundu.

 

2.2.6.3  Santrifüj

 

Mikroemülsiyon sistemleri 4000 rpm’de 15 dakika santrifüj edilmiştir.

 

Santrifüjün ardından herhangi bir faz ayrışması olup olmadığı incelendi.

 

2.2.6.4.           Mikroemülsiyonun Refraktik İndisi

 

Mikroemülsiyon sisteminin refraktik indisi ölçümü refraktometre (Atago Illuminator) ile yapıldı.

2.2.6.5  Mikroemülsiyonun Elektrik İletkenliği

 

Mikroemülsiyonun elektrik iletkenliği, iletkenlik ölçer (Jenway) kullanılarak ölçüldü.

2.2.6.6  Mikroemülsiyonun pH’sı

 

Mikroemülsiyonun pH’sı oda sıcaklığında pH metre (Inolab) kullanılarak ölçüldü.

2.2.6.7  Mikroemülsiyon Formülasyonun Viskozitesinin Ölçümü

 

Seçilen mikroemülsiyonun viskozitesi 37°C de rheometer (Brookfield DV III) kullanılarak ölçüldü.

2.2.6.8  Mikroemülsiyonun Stabilite Çalışmaları

 

Mikroemülsiyonun stabilitesinin incelenmesi amacıyla, hazırlanan mikroemülsiyon formülasyonları, 8°C, 25°C ve 40°C’de üç ay boyunca

 

46

 

saklandı. Formülasyonlar fiziksel görünüm, bulanıklık, faz ayrışması gibi özellikleri birinci, ikinci ve üçüncü aylarda incelendi.

2.2.7      S/Y/S Çoklu Emülsiyon Formülasyonun Fizikokimyasal Özelliklerinin Belirlenmesi

  • S/Y/S Çoklu Emülsiyonun Viskozitesinin Ölçümü

 

S/Y/S çoklu emülsiyon formülasyonun viskozitesi 37°C’de Brookfield viskozimetresi kullanılarak ölçüldü.

2.2.7.2  S/Y/S Çoklu Emülsiyonunda Yapılan Stabilite Çalışmaları

 

Çoklu emülsiyon formülasyonunda sıcaklığın etkisini belirlemek amacı ile 8°C,                    25°C ve 40°C’de stabiliteleri incelendi. Hazırlanan çoklu emülsiyonların organoleptik özellikleri (renk, kıvam, görünüş), homojeniteleri (kremalaşma, faz ayrımı) kontrol edildi.

2.2.8  İstatistiksel Çalışmalar

 

Formülasyonlardan elde edilen salım verileri SPSS bilgisayar programı kullanılarak tek yönlü varyans analiziyle (ANOVA) istatistiksel olarak değerlendirildi.

 

47

 

BÖLÜM III

 

  1. BULGULAR

 

3.1  Etkin Madde Nikotinamid’in Özelliklerine Ait Bulgular

 

  • NA’nın Infrared Analizi Bulguları

 

NA’nın yöntem 2.2.1.1’de belirtildiği gibi çalışılarak elde edilen İR spektrumunun gösterdiği absorbsiyon bantları, 3365, 3156, 1679, 1617,

1484, 1396, 1338, 1199, 1153, 1122, 1027, 935, 827, 777, 701, 599, 507

 

cm’1 olarak bulunmuştur. Bu değerler literatürlerde verilen İR bantlarıyla uyumludur (27, 122).

Şekil 4. NA’nın İR Spektrumu

 

3.1.2     NA’nın UV Analizi Bulguları

 

NA’nın yöntem 2.2.1.2’de belirtildiği gibi çalışılarak ile pH 5.5 Sorensen

 

tamponunda maksimum absorbans verdiği dalga boyu (A max) 261 nm olarak bulundu. Bulunan değerin literatürlerde belirtilen değerle uyumlu olduğu

görüldü (11).

 

48

 

3.1.3  NA’nın Ergime Noktasına Ait Bulgular

 

Bornstead dijital erime derecesi tayin aleti ile yapılan deneylerde NA’nın ergime derecesi 130 °C bulundu (31).

3.2         NA’nın Kalibrasyon Eğrisinin Çizimi

 

NA’nın pH 5.5 Sorensen tamponundaki kalibrasyon eğrisi bölüm 2.2.2‘de anlatıldığı gibi çizildi. Kalibrasyon eğrisi grafiği Şekil 6’da gösterilmiştir. Grafiğe ait doğru denklemi ve r2 değeri grafik üzerinde verilmiştir.

 

49

 

Şekil 6. NA’nın UV’de 261 nm Dalga Boyunda pH 5.5 Sorensen Tamponunda Kalibrasyon Eğrisi

3.2.1  Yöntemin Validasyonuna Ait Bulgular

 

  • Doğrusallık

 

Bölüm 2.2.2.1.1’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Sonuçlara göre çizilen kalibrasyon eğrisi Şekil 6’da gösterilmişitir. r2 değeri 0.998 olarak bulunmuştur.

3.2.1.2  Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik

 

Bölüm 2.2.2.1.2’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Ortalama yüzde geri kazanım farkı ± % 10 aralığına girmektedir.

 

50

 

 AbsorbansBulunan C (pg/ml)Geri Elde (%)
300,69429,91199,705
300,70430,357101,191
300,71130,670102,232
  ORT101,043
  SP1,270
  VK1,257
350,81635,353101,007
350,79634,46198,459
350,80234,72899,223
  ORT99,563
  SP1,308
  VK1,314
400,93140,482101,204
400,93440,615101,539
400,91839,90299,755
  ORT100,832
  SP0,948
  VK0,940

 

 

 

                                                                                            

 

Tablo 3. Doğruluk ve Geri Elde Bulguları

 

3.2.1.3    Tekrar Edilebilirlik

 

Bölüm 2.2.2.1.3.1’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Altı kez art arda absorbans ölçümü sonucu elde edilen değerler Tablo 3’de gösterilmiştir. Varyasyon katsayısı % 2’den az bulunmuştur.

Örnek NoAbsorbans
10.532
20.531
30.532
40.533
50.532
60.532
ORT0.532
SP0.000632
% VK0.118

 

 

 

 

 

 

Tablo 4. Tekrar Edilebilirlik Bulguları

 

51

 

3.2.1.4                Tekrar Elde Edilebilirlik

 

Bölüm 2.2.2.1,3.2’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Aynı konsantrasyonda altı farklı örneğin ölçüm sonucu elde edilen absorbans değerleri Tablo 4’de gösterilmiştir. Varyasyon katsayısı % 2’den az bulunmuştur.

Örnek NoAbsorbans
10.517
20.516
30.514
40.510
50.509
60.525
ORT0.515
SP0.005
%VK1.121

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 5. Tekrar Elde Edilebilirlik Bulguları

 

3.2.1.5                Stabilite

 

Bölüm 2.2.2.1.4’de anlatıldığı gibi çalışıldı. 5, 10,15, 20, 25, 30, 45, 60’ıncı dakikalarda ölçülen absorbans değerleri tablo 5’de gösterilmiştir.

 

Zaman (dakika)Absorbans
50.525
100.525
150.527
200.527
250.528
300.53
450.528
600.527
ORT0.527
SP0.001
%VK0.311

 

 

 

 

Tablo 6. Stabilite Bulguları

 

52

 

3.3         Formülasyonlara Ait Bulgular

 

  • Mikroemülsiyon Formülasyon Çalışmalarına Ait Bulgular

 

Bölüm 2.2.3.1.2’de anlatıldığı gibi yapılan ön formülasyon çalışmaları sonucunda elde edilen değerler ile bölüm 2.2.3.1.3’de anlatıldığı gibi üçgen faz diyagramları çizildi. En yüksek alanı veren üçgen faz diyagramı F19-F27 formülasyonları ile çizilen diyagramdan elde edildi. Bu formülasyonda YEM / yardımcı YEM 1:2 oranında, Tween 80 / Span 80 ise 2:1 oranında kullanıldı. Mikroemülsiyonun HLB değeri 11.43 olarak belirlendi. NA suda çözündüğü için su fazında çözündürülüp % 2 oranında sisteme eklendi. Mikroemülsiyona NA ilavesinden sonra formülasyonun görünüşü değişmemiştir.

 

 

.Şekil 7. Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonuna Ait Üçgen Faz Diyagramı Seçilen mikroemülsiyon formülasyonunun üçgen faz diyagramına göre

elde edilen bileşenlerinin % oranları Tablo 6’da gösterilmiştir.

 

53

 

3.3.2     Jel Mikroemülsiyon Çalışmalarına Ait Bulgular

 

Jel oluşumuna sebep olan oranlardan en çok su tutma kapasitesine sahip olan formülasyon uygun formülasyon olarak seçildi. % 2 oranda NA etkin maddesi suda çözündürülerek sisteme eklendi. F60-F68 formülasyonlarının % oranları Tablo 6’da gösterilmiştir.

 

 

 

FormülasyonYağ (%)Su(%)YEM/YYEM(%)     Alan
F1-F928.0310.7261.25555.92
F10-F1827.031062.97478.11
F19-F2729.4811.8458.68716.69
F28-F3626.9912.9360.08642.93
F37-F4526.6312.3960.97677.1
F46-F5429.1810.0460.78688.73
F60-F684.9827.1367.8931.83

 

Tablo 7. Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonunun Üçgen Faz Diyagramına Göre Elde Edilen Değerleri

3.3.3                               S/Y/S Çoklu Emülsiyon Formülasyonlarına Ait Bulgular

 

S/Y/S çoklu emülsiyon formülasyonuna % 2 oranında etkin madde NA sekonder suda çözündürülerek ilave edildi. Tablo 2’de bu oranlar gösterilmiştir.

 

54

 

3.4  Etkin Madde NA’nın Formülasyonlardan İn-vitro Salım Çalışmalarına Ait Bulgular

  • Mikroemülsiyon Formülasyonunun Selüloz Asetat Membrandan Difüzyon Çalışmasının Bulguları

Bölüm 2.2.4.1’de anlatıldığı gibi % 2 konsantrasyon NA içeren mikroemülsiyon formülasyonu selüloz asetat membrandan difüzyonu sekiz saat boyunca takip edildi. Salım sonuçları Tablo 7 ve Şekil 8’de gösterilmiştir. Formülasyona ait salım kinetikleri Tablo 8’de gösterilmiştir.

 

Şekil 8. Mikroemülsiyon Formülasyonuna Ait Yüzde Salım Grafiği

 

3.4.2     Jel Mikroemülsiyon Formülasyonunun Selüloz Asetat Membrandan Difüzyon Çalışmasının Bulguları

Bölüm 2.2.4.2’de anlatıldığı gibi salım çalışması yapıldı. Salım sonuçları Şekil 9 ve Tablo 7’de gösterilmiştir. Formülasyona ait salım kinetikleri Tablo 8’de gösterilmiştir.

 

55

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 9. Jel Mikroemülsiyon Formülasyonuna Ait Yüzde Salım Grafiği

 

3.4.3           Çoklu Emülsiyon Formülasyonunun Selüloz Asetat Membrandan Difüzyon Çalışmasının Bulguları

Bölüm 2.2.4.3’de anlatıldığı gibi salım çalışması yapıldı. Yüzde olarak salım sonuçları aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. Salım sonuçları Şekil 10 ve Tablo 7’de gösterilmiştir. Formülasyona ait salım kinetikleri Tablo 8’de gösterilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 10. Çoklu Emülsiyon Formülasyona Ait Yüzde Salım Grafiği

 

56

 

 

 

 MikroemülsiyonJelÇoklu Emülsiyon
6 saat sonunda geçen NA miktarı (mg/cm2) 

 

4.322±0.915

 

 

2.741±0.209

 

 

5.577±0.878

Jss

 

(mg/cm2/h)

 

0.216±0.087

 

0.290±0.058

 

0.576±0.109

D*10’

 

(cm2/h)

 

40.64±9.24

 

14.226±2.981

 

2.313±7.257

r20.844±0.1600.968±0.0090.985±0.007
N (lag time)3.645±0.6311.090±0.2592.223±0.744

 

 

Tablo 8. Mikroemülsiyon, jel mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarına ait salım sonuçları

 

 

 MikroemülsiyonJel MikroemülsiyonÇoklu Emülsiyon
Kinetik

 

Model

 

r2

 

K

 

r2

 

K

 

r2

 

k

First Order0,79470,20420,94020,11790,98950,5296
Higuchi0,812517,09610,974014,76910,996132,0109
Zero Order0,70534,08620,91413,67060,96508,0829
Hixon

 

Crowel

 

 

0,7654

 

 

0,1055

 

 

0,9320

 

 

0,0708

 

 

0,9951

 

0,2464

 

Tablo 9. Mikroemülsiyon, jel mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarının salım kinetikleri.

 

57

 

3.5    NA Yüklü Formülasyonlardan Ex-vivo Salım Çalışmalarına Ait Bulgular

  • HPLC ile Standart Eğri Çizimi Bulguları

 

NA’nın pH 5.5 Sorensen tamponundaki kalibrasyon eğrisi bölüm 2.2.5.1‘de anlatıldığı gibi çizildi. Kalibrasyon eğrisi grafiği aşağıdaki Şekil 11’de gösterilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 11. NA’nın HPLC ile Çizilen Kalibrasyon Eğrisi

 

3.5.2     HPLC Yönteminin Validasyonuna Ait Bulgular

 

  • Doğrusallık

 

Bölüm 2.2.5.2.1’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Sonuçlara göre çizilen kalibrasyon eğrisi şekil 11’de gösterilmiştir, r2 değeri 0.999 olarak bulunmuştur.

3.5.2.2.  Doğruluk ve Geri Elde Edilebilirlik

 

Bölüm 2.2.5.2.2’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Ortalama yüzde geri kazanım farkı ± % 10 aralığına girmektedir.

 

58

 

C (pg/ml)Alan DeğerleriBulunan C (pg/ml)Geri Elde (%)
30822,15329,64498,811
30833,14130,039100,128
30829,18729,89799,655
  ORT99,531
  SP0,667
  VK0,670
35970,44434,97699,931
35970,30434,97199,916
35987,42735,587101,675
  ORT100,507
  SP1,011
  VK1,006
40,0001135,50340,911102,277
40,0001100,41239,64999,123
40,0001106,99239,88699,714
  ORT100,371
  SP1,676
  VK1,670

 

 

Tablo 10. Doğruluk ve Geri Elde Bulguları

 

  • Tekrar Edilebilirlik

 

Bölüm 2.2.5.2.3.1’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Altı kez art arda enjeksiyon sonucu elde edilen alan değerleri Tablo 9’da gösterilmiştir. Varyasyon katsayısı % 2’den az bulunmuştur.

 

Örnek NoAlan Değeri
1149.687
2152.707
3145.753
4148.731
5151.752
6145.749
ORT149.063
SP2.930
%VK1.966

Tablo 11. Tekrar Edilebilirlik Bulguları

 

59

 

3.5.2.4                Tekrar Elde Edilebilirlik

 

Bölüm 2.2.5.2.3.2’de anlatıldığı gibi çalışıldı. Aynı konsantrasyonda altı farklı örneğin enjeksiyonu sonucu elde edilen alan değerleri Tablo 10’da gösterilmiştir. Varyasyon katsayısı % 2’den az bulunmuştur.

 

Örnek NoAlan Değeri
1302.810
2302.720
3303.549
4305.845
5302.897
6302.767
ÖRT303.431
SP1.114
%VK0.367

 

Tablo 12. Tekrar Elde Edilebilirlik Bulguları

 

3.5.2.5                Özgünlük Tayini

 

Boş formülasyondan yapılan salım çalışması sonucunda etken madde piki ile formülasyondaki maddelerin piklerinin çakışmadığı görülmüştür.

 

60

 

 

 

Şekil 13. Etkin madde içermeyen formülasyonun salım grafiği

 

61

 

3.5.3.   Formülasyonlardan Ex-vivo Salım Çalışması Bulguları

 

  • Mikroemülsiyon Formülasyonundan Ex-vivo Salım Çalışması

Salım çalışması bölüm 2.2.5.3.1’de anlatıldığı şekilde yapıldı. Salım sonuçları Şekil 12 ve Tablo 11’de gösterilmiştir. Formülasyona ait salım kinetikleri Tablo 12’de gösterilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 124. Mikroemülsiyon Formülasyonundan Yüzde Salım Grafiği

 

3.5.3.2          Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Ex-vivo Salım Çalışması

Salım çalışması bölüm 2.2.5.3.2’de anlatıldığı şekilde yapıldı. Salım sonuçları Şekil 13 ve Tablo 11’de gösterilmiştir. Formülasyona ait salım kinetikleri Tablo 12’de gösterilmiştir.

 

62

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 135. Çoklu Emülsiyon Formülasyonundan Yüzde Salım Grafiği

 

 

 MikroemülsiyonÇoklu Emülsiyon
6 saat sonunda geçen NA miktarı

(mg/cm2)

 

3.751 ±0.463

 

3.058±0.213

Jss (mg/cm2/h)0.431±0.0170.476±0.036
D*10′4 (cm2/h)5.528±1.892.932± 25.996
r20.939±0.0170.986±0.007
n (lag time)0.997±0.3040.268±0.157

Tablo 13. Mikroemülsiyon ve çoklu emü siyon formülasyonlarının salım sonuçları

 

 MikroemülsiyonÇoklu Emülsiyon
Kinetik Modelrkrk
First Order0,9870,1580,9980,215
Higuchi0,97217,6580,98921,281
Zero Order0,8592,6980,9203,335
Hixon Crowel0,9600,0760,9920,098

 

Tablo 14. Mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarına ait salım kinetikleri

 

63

 

3.6  Seçilen Mikroemülsiyon Formülasyonunun Özelliklerinin Belirlenmesi

  • Mikroemülsiyonun Fiziksel Görünümü

 

Yeni hazırlanmış boş ve %                    2 NA içeren mikroemülsiyon formülasyonlarının normal koşullardaki görünüşü incelenmiş, mikroemülsiyon sisteminin saydam ve homojen olduğu gözlenmiştir.

3.6.2  Mikroemülsiyonun Tipi

 

Taze hazırlanmış boş ve % 2 NA içeren formülasyonların tipinin Y / S olduğu belirlenmiştir.

3.6.3  Santrifüj

 

Boş ve % 2 NA içeren mikroemülsiyon sistemleri 4000 rpm’de 15 dakika santrifüj edilmiştir. Santrifüjün ardından herhangi bir faz ayrışması olmadığı tespit edilmiştir.

3.6.4. Mikroemülsiyonun Refraktik İndisi

 

Mikroemülsiyon sisteminin refraktik indisi ölçümü Atago Illuminator marka refraktometre ile yapıldı. Refraktif indisi etkin madde içermeyen formülasyon için 46.9 etkin madde içeren formülasyon için 47.9 olarak bulunmuştur.

3.6.5     Mikroemülsiyonun Elektrik İletkenliği

 

Mikroemülsiyonunu elektrik iletkenliği, iletkenlik ölçer kullanılarak ölçüldü. Elektrik iletkenliği, etkin madde içermeyen formülasyon için 14.5 pS etkin madde içeren formülasyon için 16.1 pS olarak bulundu.

 

64

 

3.6.6  Mikroemülsiyonun pH’sı

 

Mikroemülsiyonun pH’sı oda sıcaklığında Inolab marka pH metre kullanılarak ölçüldü. Boş formülasyonların pH’sı 5.0, etkin madde yüklü formülasyonların pH’sı 4.9 olarak bulunmuştur.

3.6.7  Mikroemülsiyon Formülasyonun Viskozitesinin Ölçümü

 

Seçilen mikroemülsiyonun viskozitesi 37 °C’de Brookfield viskozimetresi kullanılarak ölçüldü. Etkin madde içermeyen mikroemülsiyonun viskozitesi 26.9 cps, % 2 NA içeren mikroemülsiyonun viskozitesi ise 26.8 cps olarak bulundu.

3.6.8  Mikroemülsiyonun Stabilite Çalışmaları

 

Mikroemülsiyonun stabilitesinin incelenmesi amacıyla, hazırlanan mikroemülsiyon formülasyonları, 8 °C, 25 °C ve 40 °C’de üç ay boyunca saklandı. Formülasyonlar fiziksel görünümü, bulanıklık ve faz ayrışması gibi özellikleri birinci, ikinci ve üçüncü aylarda incelendi. Birinci ayda üç ortamda da etkin madde içeren ve içermeyen formülasyonlarda fiziksel görünüş, bulanıklık ve faz ayrışması gözlenmedi. İkinci ayda 8 °C ve 25 °C etkin madde içeren ve içermeyen mikroemülsiyonlarda herhangi bir değişiklilik gözlenmedi. 40°C’de etkin madde içeremeyen formülasyonda bir değişim gözlenmez iken, etkin madde yüklü formülasyonda renk değişimi gözlendi. Üçüncü ayda 25°C ve 40°C’deki etkin madde içeren formülasyonlarda renk değişimi gözlendi. 8 °C’de boş ve etkin madde yüklü, 25 °C ve 40 °C’deki boş formülasyonlarda herhangi bir değişim gözlenmedi.

 

65

 

3.7       S/Y/S     Çoklu     Emülsiyon     Formülasyonun     Özelliklerinin Belirlenmesi

  • S/Y/S Çoklu Emülsiyonun Viskozitesinin Ölçümü

 

Çoklu emülsiyon formülasyonun viskozitesi 37°C’de Brookfield viskozimetresi kullanılarak ölçüldü. Etkin madde yüklü olmayan formülasyonun viskozitesi 4230 cps, etkin madde yüklü formülasyonun viskozitesi 3150 cps olarak bulundu.

3.7.2  S/Y/S Çoklu Emülsiyonun Stabilte Çalışmaları

 

Etkin madde yüklü ve boş çoklu emülsiyon formülasyonu 8°C, 25°C ve 40°C’de üç ay bekletildikten sonra her ay formülasyonlar fiziksel görünüşü, renklenme ve faz ayrışması bakımından incelendi. Formülasyonlarda incelenen özellikler bakımından bir değişiklik olmadığı gözlendi.

 1. AY2. AY3. AY
FG. B. FA.FG. B. FA.FG. B. FA.
 

8°C

ME+NA+ + ++ + ++ + +
ME+ + ++ + ++ + +
ÇE+NA+ + ++ + ++ + +
ÇE+ + ++ + ++ + +
 

25°C

ME+NA+ + ++ + +– + +
ME+ + ++ + ++ + +
ÇE+NA+ + ++ + ++ + +
ÇE+ + ++ + ++ + +
 

40°C

ME+NA+ + +– – –– – _
ME+ + ++ + ++ + +
ÇE+NA+ + ++ + ++ + +
ÇE+ + ++ + ++ + +

 

 

Tablo15. Mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon stabilite sonuçları

 

ME; mikroemülsiyon, NA; nikotinamid, ÇE; çoklu emülsiyon, FG; fiziksel görünüm, B; bulanıklık, FA; faz ayrışması

 

66

 

BÖLÜM IV

 

  1. TARTIŞMA VE SONUÇ

 

4.1. Genel Değerlendirme ve Formülasyon Tipinin Belirlenmesi

 

Selülit, ergenlik çağını geçmiş olan kadınların çoğunda görülen portakal kabuğu ile karakterize kozmetik bir problemdir. Bu konuda yapılmış çok fazla bilimsel çalışma olmadığı için tedavisi konusunda kesin bir çözüm bulunamamıştır. Ayrıca tek bir etkene bağlı olmadığı için tedavi edilmesi oldukça güçtür (14, 999, 102).

Vitamin B3 olarak da bilinen NA birçok topikal preparat formülasyonuna giren bir etkin maddedir (1155). Selülit tedavisinin yanı sıra akne tedavisinde, hiperpigmentasyonda, atopik dermatitte kullanılır (777, 833, 877). Vitaminler genellikle düşük stabiliteye sahip olmalarına rağmen NA; ısı, ışık ve oksijene karşı dayanıklıdır. NA suda çözünen bir vitamin olup, topikal olarak kullanıma uygundur (19, 422, 877). NA’nın selülitte kullanımı ile ilgili çok fazla çalışma yoktur. Bu konuda yapılmış sadece bir patent çalışması vardır (777). Yapılan literatür çalışmalarında NA içeren bir mikroemülsiyon çalışmasına rastlanmamıştır.

Mikroemülsiyonlar, termodinamik olarak dayanıklı, düşük viskoziten, saydam, çok küçük damlacık büyüklüğüne sahip ve kendiliğinden oluşan sistemlerdir (33). Bu özelliklerinden dolayı, mikroemülsiyonlar konvansiyonel emülsiyonlara göre birçok üstünlük göstermektedirler. Mikroemülsiyonlar başta farmasötik alanda olmak üzere, kozmetik ve biyoteknolojik alanda da ilgi gören kolloidal ilaç taşıyıcı sistemlerdir.

 

67

 

4.2  NA’nın Özelliklerinin Belirlenmesi

 

İlk olarak NA’nın özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda NA’nın UV ve İR spektrumları çekilmiştir. En yüksek absorbans değerini 261 nm’de verdiği görülmüştür. İR spektrumunda elde edilen pikler ve saptanan dalga boyu literatürlerle uyumlu bulunmuştur (11, 27). NA’nın erime derecesi tayini yapılmış ve erime derecesi 130 °C olarak bulunmuştur (31). Bu değerde literatürlerde belirtilen değerle uyumludur.

4.3  Formülasyon Geliştirme Çalışmaları

 

Tezimizin amacı NA’nın selülit tedavisinde kullanılmak üzere uygun mikroemülsiyon, jel mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarını hazırlamak ve bu formülasyonları salım profilleri açısından karşılaştırmaktır. NA ile ilgili yapılmış böyle bir çalışma yoktur.

Üç veya dört fazlı sistemlerin formülasyonu çalışmalarında üçgen faz diyagramlarının oluşturulması önemli bir basamaktır. Üçgen faz diyagramı yağ, su ve yüzey etkin maddelerin farklı oranlarda karıştırılmasıyla oluşturulmaktadır. Üçgen faz diyagramlarıyla elde edilen sistemler mezomorfik veya izotropik sistemler olup S/Y emülsiyonu, sıvı kristal yapılar, miseller yapılar, S/Y mikroemülsiyonu, Y/S emülsiyonu ve Y/S mikroemülsiyonu dengesinden oluşmaktadır. En uygun mikroemülsiyon formülasyonunu belirlemek amacıyla formülasyona giren maddeler çeşitli oranlarda karıştırılır. Bu karışımların karşılık geldikleri noktalar üçgen faz diyagramında işaretlenir ve oluşturdukları alan hesaplanır. Bu alanın ağırlık merkezi en uygun formülasyonun karışım oranlarını verir. Çalışmamızda en uygun formülasyonu belirlemek için üçgen faz diyagramından yararlanıldı.

 

68

 

Yağ fazı, YEM / yardımcı YEM farklı oranlarda karıştırılarak karışıma damla damla distile su ilave edildi. Sistemin ilk bulandığı an tespit edildi. Bu oranlarla üçgen faz diyagramı çizildi. En büyük alan değerine sahip olan formülasyon ana formülasyon olarak seçildi (1388). Mümkün olduğunca çok oran denenerek en büyük alan saptanmaya çalışıldı. En uygun formülasyonun alan değeri 716.69 olarak bulundu.

Mikroemülsiyon formülasyonunda yağ fazı olarak oleik asit, yüzey etkin madde olarak Tween 80 / Span 80 karışımı, yardımcı yüzey etkin madde olarak etanol ve su fazı olarak distile su kullanıldı. Oleik asit penetrasyon arttırıcı olarak yaygın bir şekilde kullanılan bir maddedir. Yapılan çalışmalarda salisilik asidin ve 5-florourasilin geçişini arttırdığı görülmüştür (51, 120). YEM seçimi formülasyonun tipini belirler. Noniyonik YEM’ler, iyonik YEM’lere oranla daha az toksik olduklarından farmasötik amaçlı kullanımları yaygındır. Yapılan birçok çalışmada polisorbat türevi YEM’ler Y/S tipi mikroemülsiyon hazırlamak amacıyla kullanılmıştır (588). Çalışmamızda YEM olarak Tween 80 ve Span 80 karışımları kullanıldı ve bunlarla hazırlanan mikroemülsiyonların kararlı bir yapıya sahip olduklarını gözlendi. Mikroemülsiyonlarda genellikle orta zincir uzunluğundaki butanol, pentanol gibi alkoller yardımcı yüzey etkin madde olarak kullanılmaktadır. Ancak bunların toksisiteleri nedeniyle farmasötik formülasyonlarda tercih edilmemektedirler. Etanol, propilen glikol ve gliserin su tutma kapasiteleri açısından karşılaştırıldığı bir çalışmada en fazla su tutanın etanol olduğu bulunmuştur (40). Bu nedenle yardımcı YEM olarak etanol seçilmiştir. Ayrıca etanol topikal formülasyonların yapısına penetrasyon arttırıcı olarak sıklıkla

 

69

 

girmektedir. Su fazı olarak mikroemülsiyon formülasyonlarında sıklıkla distile su, bazen de pH 7.4 fosfat tamponu kullanılmaktadır (66). Çalışmamızda su fazı olarak distile su kullanılmıştır.

Mikroemülsiyon formülasyonu hazırlandıktan sonra sistemi jelleştirmek için ortama karbopol, ksantan zamkı, CMC, ağar gibi çeşitli polimerler ilave edildi. Hazırlanan formülasyonların hiçbiri ile jel oluşumu elde edilemedi (25). Ön formülasyon çalışmaları sırasında YEM / yardımcı YEM oranının 3:1 olduğu formüllerde viskoz mikroemülsiyon sistemine rastlanmıştır (45). Bunun üzerine bu değerler çevresinde YEM / yardımcı YEM aralığı daraltılarak yeni formülasyonlar hazırlanmış ve birbirinden faklı viskozlukta jel mikroemülsiyon sistemlerine ulaşılmıştır. Jel mikroemülsiyon formülasyonunun mikroemülsiyon formülasyonuna göre topikal kullanım için daha uygun olduğu bildirilmiştir (25). Fakat oluşan jel mikroemülsiyonun kararlılığı çok iyi bulunmamıştır. 14 gün sonunda jel yapısı bozulmuştur. Bu bozulmanın formülasyonda fazla miktarda bulunan etanolün uçmasından kaynaklanabileceği düşünülmektedir.

NA’nın salım profilini karşılaştırmak amacıyla çoklu emülsiyon formülasyonu iki basamaklı emülsifikasyon yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır.

4.4         Formülasyon Özelliklerinin Değerlendirilmesi

 

Taze hazırlanan mikroemülsiyon sistemi, görünüş, tip, iletkenlik, pH, santrifüj, damlacık boyutu dağılımı ve viskozite açısından değerlendirilmiş ve sonuçlar topikal uygulanma açısından uygun bulunmuştur. Topikal uygulamalar için deride yağlı bir his bırakmaması nedeniyle Y/S

 

70

 

mikroemülsiyonları tercih edilmektedir. Mikroemülsiyon tipini belirlemek amacıyla mikroemülsiyon formülasyonu su ile seyreltilmiş ve süt görünümünde kararlı bir emülsiyon oluşmuştur. Bu durum mikroemülsiyonun dış fazının su olduğunu yani Y/S tipinde oluğunu göstermektedir (588). Hazırlanan mikroemülsiyonun kırılma indisi refraktometre ile ölçülmüştür. Elektriksel iletkenlikleri emülsiyon tipinin belirlenmesinde önem taşımaktadır. Y/S tipi mikroemülsiyon formülasyonlarının elektriksel iletkenliğinin S/Y tipi mikroemülsiyon formülasyonlarına göre daha fazla olduğu yapılan pek çok çalışmada gösterilmiştir (50, 88, 1366). Etkin madde yüklü ve boş formülasyonların pH değerleri sırasıyla 4.9 ve 5.0 olarak bulunmuştur. Etkin madde ilavesi pH değerini anlamlı derecede düşürmemiştir. Bulunan bu değerler deriye uygulama için kabul edilebilir sınırlar içindedir (33). Yapılan pek çok çalışmada mikroemülsiyonlarda damlacık boyutunun çok küçük olması nedeniyle mikroemülsiyon sistemlerinin saydam oldukları belirtilmiştir (1266, 1366). Etkin madde içeren formülasyounun eletrik iletkenliği 16.1 pS, etkin madde içermeyen formülasyonun ise 14.5 pS olarak bulunmuştur. Hazırlanan mikroemülsiyonlar 4000 rpm’de 15 dakika santrifüj edilmiş ve faz ayrışması gözlenmemiştir. Bu durum kararlılıklarının iyi olduğu bilgisini vermektedir. Mikroemülsiyon formülasyonunun viskozitesi ölçülmüş boş formülasyonun viskozitesi 26.9 cps ve etkin madde yüklü formülasyonun viskozitesi 26.8 cps olarak bulunmuştur. Hazırlanan formülasyonlar kararlılık çalışması için 40 °C, 25 °C ve 8 °C’de üç ay bekletilmiştir. Üç ay sonunda etkin maddesiz mikroemülsiyon formülasyonlarında bir değişiklik görülmemiştir. Fakat etkin madde yüklü mikroemülsiyonlarda 40 °C’de ikinci

 

71

 

ayın sonunda, 25 °C’de üçüncü ayın sonunda çok hafif renklenme görülmüştür. 8 °C’de ise herhangi bir değişim gözlenmemiştir. Literatürlerde NA’nın ısı, ışık ve oksijenden etkilenmediği belirtilmektedir (42). Bununla birlikte gözlenen renklenmenin oleik asid oksidasyonu nedeniyle olabileceği

(121) NA’nın da bu reaksiyonda hızlandırıcı rol oynadığı düşünülmektedir.

 

Etkin madde yüklü çoklu emülsiyonun 3150 cps ve boş çoklu emülsiyonun viskozitesi 4230 cps olarak bulunmuştur. Çoklu emülsiyon formülasyonlarında yapılan stabilite çalışmaları sonucunda 8°C, 25°C ve 40°C’de etkin madde yüklü ve boş formülasyonların fiziksel görünüş, faz ayrışması ve renklenme bakımından bir değişim gözlenmemiştir (129).

4.5         Formülasyon Salım Sonuçlarının Değerlendirilmesi

 

NA’nın pH 5.5 Sorensen tamponunda kalibrasyon eğrisi çizilmiştir. Her üç formülasyona % 2 oranında NA yüklenmiştir. In-vitro ve ex-vivo salım çalışmaları için difüzyon ortamı olarak deri ile uyumlu olan pH 5.5 Sorensen tamponu seçilmiştir.

İn-vitro salım çalışmaları UV-spektrofotometre ile ex-vivo çalışmalar ise HPLC kullanılarak yapılmıştır. Her iki yöntemde de sistemin doğru, kesin ve beklenilen sonucu verdiğini ispatlamak için miktar tayini yönteminin validasyonu yapılmıştır. Analitik yöntem validasyonunda geri elde, enjeksiyon tekrarlanabilirliği, tekrar elde edilebilirlik, özgünlük, doğrusallık ve stabilite deneyleri yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda miktar tayini yönteminin geçerliliği ispatlanmıştır. Salım çalışmalarında difüzyon hücreleri kullanılmıştır. In-vitro çalışmalar için yapay membran olarak selüloz asetat, ex-vivo çalışmalar için sıçan karın derisi kullanılmıştır.

 

72

 

ln-vitro salım çalışması sonucunda formülasyonların salım profilleri incelenmiştir. Jel mikroemülsiyon ile yapılan salım çalışmaları sonucunda NA’nın geçişi, mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarına göre daha azdır. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Etkin maddelerin mikroemülsiyon içinde hareketlerinin kolay olduğu, fakat jel mikroemülsiyonlarda viskozite artışına bağlı olarak bu hareketin engellendiği ve geçişin azaldığı bildirilmiştir (92). Mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarının in-vitro salım sonuçları istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05).

Ex-vivo salım çalışmalarında yirmi dört saat sonunda en fazla salım çoklu emülsiyon formülasyonunda gözlenmiştir. Fakat çoklu emülsiyon ile mikroemülsiyon formülasyonlarından etkin madde geçişleri arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05).

Literatürlerde oleik asidin ve etanolun geçiş arttırıcı etkileri olduğu belirtilmiştir (66). Fakat etanol-su bazlı formülasyonlarda etanolün etkisinin konsantrasyona bağlı olarak değişebileceği, bazı durumlarda geçişi azaltabileceği bildirilmiştir (70, 1244, 1344). Hazırlanan mikroemülsiyon formülasyonlarında etanol ve oleik asidin geçişin artmasında etkilerinin olmadığı düşünülmektedir.

4.6         Sonuç

 

Sonuç olarak, başlangıç hedefleri doğrultusunda, kozmetik özelliklere sahip bir mikroemülsiyon formülasyonu geliştirilmiştir. Bu sistem, diğer kozmetik taşıyıcı sistemlerle karşılaştırıldığında kolay hazırlanabilir ve ucuz olması gibi üstünlükler ortaya koymaktadır. Ayrıca termodinamik olarak oldukça stabil sistemler olmakla beraber hazırlanan sistemde üç ay sonunda

 

73

 

görülen renklenmenin 8 °C’de saklama ve koruyucu ilavesi ile giderilebileceği öngörülmektedir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonları selülit tedavisi açısından ümit verici taşıyıcı sistemler olduğu düşünülmektedir.

 

74

 

ÖZET

 

DEĞİŞİK FORMÜLASYON TİPLERİYLE SELÜLİT TEDAVİSİNE

 

YAKLAŞIM

 

Sakine TUNCAY

 

 

Bu çalışmanın amacı, nikotinamidin topikal kullanıma uygun Y/S mikroemülsiyon, jel mikroemülsiyon ve S/Y/S çoklu emülsiyon formülasyonlarını hazırlamak ve bu formülasyonları in-vitro salım ve ex-vivo salım profillerini değerlendirmektir.

Bu doğrultuda, farklı oranlarda yüzey etkin madde ve yardımcı yüzey etkin madde kullanılarak bir seri denemeden sonra uygun mikroemülsiyon formülasyonu seçildi. Uygun oranlarda karışımlar hazırlanarak jel mikroemülsiyon formülasyonu hazırlandı. S/Y/S çoklu emülsiyon formülasyonu ise iki basamaklı emülsifikasyon yöntemiyle hazırlandı.

Hazırlanan formülasyonlardan in-vitro salım çalışmaları uv- spektrofotometre ve ex-vivo salım çalışmaları HPLC kullanılarak yapıldı.

Seçilen mikroemülsiyon formülasyonun pH ölçümü, viskozite tayini, damlacık büyüklüğü tayini, iletkenlik tayini ve refraktif indis ölçümü ve stabilite çalışması yapıldı. Çoklu emülsiyon formülasyonun viskozite ölçümü ve stabilite çalışması yapıldı.

Çalışmamızın sonucunda, mikroemülsiyon ve çoklu emülsiyon formülasyonlarının selülit tedavisi açısından ümit verici sistemler olduğu düşünülmektedir.

 

75

 

ABSTRACT

 

Approach to Treatment of Cellulite With Different Types of

 

Formulations

 

Sakine TUNCAY

 

 

The objective of this study was to prepare a multiple emulsion, jel microemulsion and microemulsion as topical delivery systems for NA and to evaluate in-vitro and ex-vivo release of formulations.

For this purpose, surfactant and co-surfactant were mixed at different ratios and microemulsion formulation was selected by using triangle phase diagram. Gel microemulsion formulation was developed by preparing with specific ratio. W/O/W multiple emulsion was prepared with two step emulsification method.

In-vitro release studies were performed by using uv-spectrophotometre and ex-vivo release studies were performed by using high performance liquid chromatography.

Refractive index, pH, viscosity, droplet size and conductivity of selected microemulsion formulation was measured, stability study was performed. Stability study and viscosity measurement of multiple emulsion formulation were performed.

As a result of study, it was thought that microemulsion and multiple emulsion formulations could be effective for treatment of cellulite.

 

76

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

  1. Aboofazeli R., Lawrence M.J. (1993). Investigations Into the Formation and Characterization of Phospholipid Microemulsions: I Pseudo-ternary Phase Diagrams of Systems Containing Water-lecithin-alcohol-isopropyl Myristate, International Journal of Pharmaceutics, 93:161-175.
  2. Aboofazeli R., Lawrence C.B., Wicks S.R., Lawrence M.J. (1994).

 

Investigations Into the Formation and Characterisation of Phospholipid Microemulsions. III. Pseudo-ternary Phase Diagrams of Systems Containing Water-Lecithin-lsopropyl Myristate and Either an Alkanoic Acid, Amine, Alkanediol, Polyethylene Glycol Alkyl Ether or Alcohol as Cosurfactant, International Journal of Pharmaceutics, 111:63-72.

  1. Aboofazeli , Patel N., Thomas M., Lawrence M.J. (1995).

 

Investigations Into the Formation and Characterisation of Phospholipid Microemulsions. IV. Pseudo-Ternary Phase Diagrams of Systems Containing Water-Lecithin-Alcohol and Oil; The Influence of  Oil, International Journal of Pharmaceutics, 125:107-116.

  1. Acosta E., Kurlat D.H., Bisceglia M., et al. (1996). Induced Electric Birefringence and Viscosity Studies in Microemulsions, Colloids Surfaces A: Physicochemical and Engineering Aspects, 106:11-21.
  2. Alany R.G., Rades T., Agatonovic-Kustrin S., Davies N.M. (2000).

 

Effects of Alcohols and Diols on the Phase Behaviour of Quaternary Systems, International Journal of Pharmaceutics, 196:141-145.

  1. Alany R.G., Agatonovic-Kustrin S., Rades T., Tucker I.G. (1999). Use of Artificial Neural Networks to Predict Quaternery Phase Systems From

 

77

 

Limited Experimental Data, Journal of Pharmeceutical and Biomedical Analysis, 19:443-452.

  1. Alvarez-Figueroa, M.J., Blanco-Me’ndez, J. (2001). Transdermal Delivery of Methotrexate: lontophoretic Delivery from Hydrogels and Passive Delivery from Microemulsions, International Journal of Pharmaceutics, 215:57-65.
  2. Angelico, R., Palazzo, G., Colafemmina, G., Cirkel, P.A., Giustini, M., Ceglie, A., (1998). Water Diffusion and Headgroup Mobility in Polymer-like Reverse Micelles: Evidence of a Sphere-to-Rod-to-Sphere Transition, Journal of Physical Chemistry B, 102:2883-2889.
  3. Angelico R., Palazzo G., Colafemmina G., Cirkel P.A., Giustini M., Ceglie A. (1998). Water Diffusion and Head Group Mobility in Poliymer-like Reverse Micelles: Evidence of a Sphere-to-Rod-to-Sphere Transition, Journal of Physical Chemistry B, 102:2883-2889.
  4. Aramaki K., Ozawa K., Kunieda H. (1997). Effects of Temparature on the Phase Behavior of lonic-nonionic Microemulsions, Journal of Colloid and Interface Science, 196:74-78.
  5. Aranda, M., Morlock G., (2006). Simultaneous determination of riboflavin, pyridoxine, nicotinamide, caffeine and taurine in energy drinks by planar chromatography-multiple detection with confirmation by electrospray ionization mass spectrometry, Journal of Chromatography A, 1131: 253-260.
  6. Attwood D., Mallon C., Taylor C.J. (1992). Phase Studies of Oil-in- Water Phospholipid Microemulsions, International Journal of Pharmaceutics, 84:R5-R8.

 

78

 

  1. Attwood D., Florence A.T. (1983). Surfactant Systems: Their Chemistry, Pharmacy and Biology, Chapman and Hall,
  2. Avram, M.M. (2004). Physiology and treatment of cellulite, Journal of Cosmetic and Laser Therapy, 6: 181-185.
  3. Aydın, B. (2001). Farklı Yağlarla Hazırlanan Çoklu Emülsiyonların Stabilitelerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi.
  4. Bergenholtz , Romagnoli A.A., Wagner N.J. (1995). Viscosity,

 

Micostructure and Interparticle Potential of AOT/H2O/n-decane Inverse Microemulsions, Langmuir, 11:1559-1570.

  1. Bhatia, K.S., Gao, S., Freeman, T.P., Singh, J. (1997). Effect of Penetration Enhancers and Iontophoresis on the Ultrastructure and Cholecystokinin-8 Permeability through Porcine Skin, Journal of Pharmaceutical Science, 86:111 -115.
  2. Bhatia K.S., Singh J. (1998). Synergistic Effect of Iontophoresis and a Series of Fatty Acids on LHRH Permeability Through Porcine Skin, Journal of Pharmaceutical Sciences, 87:462-469.
  3. Bisset, D. (2002). Topical niacinamide and barrier enhancement, Cutis, 70:8-12.
  4. Bolzinger M.A., Carduner T.C., Poelman M.C. (1998). Bicontinuous Sucrose Ester Microemulsion: a New Vehicle for Topical Delivery of Niflamic Acid, International Journal of Pharmaceutics,176:39-45.
  5. Bolzinger, M.A., Thevenin, M.A., Grossiord, J.L., Poelman M.C. (1999).

 

Characterisation of a Sucrose Ester Microemulsion by Freeze Fracture

 

79

 

Electron  Micrograph  and  Small  Angle  Neutron  Scattering  Experiments,

 

Langmuir 15:2307-2315.

 

  1. Buszello, K., Harnisch, S., Müller, R.H., Müller, B.W. (2000). The Influence of Alkali Fatty Acids an the Properties and the Stability of Parenteral O/W Emulsions Modified with Solutol HS15, European Journal of Biopharmaceutics, 49:143-149.
  2. Capek, I. (2001). Microemulsion Polimerization of Styrene in the Presence of a Cationic Emulsifier, Advances in Colloid and Interface Science, 92:195-233.
  3. Carlfors, J., Blute, I., Schmidt, V. (1991) Lidocaine in Microemulsion — a Dermal Delivery System, Journal of Dispersion Science and Technology, 12:467-482.
  4. Chen, H„ Chang, , Du, D„ Li, J., Xu, H„ Yang, X. (2006).

 

Microemulsion-based Hydrogel formulation of ibuprofen for topical delivery,

 

International Journal of Pharmaceutics, 315:52-58.

 

  1. Cirkel, P.A., van der Ploeg, J.P.M., Koper, G.J.M. (1998). Branching and Percolation in Lecithin Wormlike Micelles Studied by Dielectric Spectroscopy, Physical Review E, 57:6875-6883.
  2. Clarke’s Isolation and Identification of Drugs, London

 

  1. Constantinides, P., Scalart, J.P. (1997). Formulation and Physical Characterization of Water-in-oil Microemulsions Containing Long-versus Medium-chain Glycerides, International Journal of Pharmaceutics, 158:57- 68.

 

80

 

  1. Constantinides, P., Scalart, J.P., Lancaster, C., et al. (1994).

 

Formulation and Intestinal Absorbtion Enhancement Evaluation of Water-in- Oil Microemulsions Incorporation Medium-Chain Glycerides, Pharmaceutical Research, 11(10):1385-1390.

  1. Corswant, C., Thoren, E.G. (1999). Solubilization of Sparingly Soluble Active Compounds in lecithin-Based Microemulsions: Influence on Phase Behavior and Microstructure, Langmuir, 15:3710-3717.
  2. Cosmetic Ingredient Review (CIR) Expert Panel. (2005). Final Report of the Safety Assessment of Niacinamide and Niacin, International Journal of Toxicology, 24(Suppl. 5): 1-31.
  3. Csoka, I., Eros, I. (1997). Stability of Multiple Emulsions Determination of Factors Influencing Multiple Drop Breakdown, International Journal of Pharmacuetics, 156: 119-123.
  4. Çelebi, N. (2007). Emülsiyonlar, Modern Farmasötik Teknoloji, Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi Yayını, s:277.
  5. Çilek A. (2001). Insülinin Oral Mikroemülsiyon Formüasyonunun Geliştirilmesi ve İn Vivo Olarak Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi.
  6. Çilek, A., Türkyılmaz A., Çelebi, N., (2002). Mikroemülsiyonlar: Genel Özellikleri ve Farmasötik Amaçla Kullanımları, FABAD Journal of Pharmaceutical Science, 27:27-41.
  7. Çomoğlu, T., Gönül, N. (1997). Microemulsions, Journal of Faculty of Pharmacy of Ankara University, 26:95-108.

 

81

 

  1. D’Angelo M., Fioretto, D., Onori, G., et al. (1996) Dynamics of water­ containing sodium bis(2-ethylhexyl)sulfosuccinate (AOT) reverse micelles: a high-frequencydielectric study, Physical Review E, 54:993-996
  2. Danielsson, , Lindman, B. (1981). The Definition of a Microemulsion,

 

Colloids and Surfaces 3, 391-392

 

  1. Delgado-Charro, M.B., Iglesias-Vilas, G., Blanco-Mendez, J., Löpez- Quintela, M.A., Guy, R.H. (1997). Delivery of A Hydrophilic Solute Through the Skin from Novel Microemulsion Systems, European Journal of Pharmaceutics and Biopharmaceutics, 43:37-42.
  2. Deniz, U.B. (2001). Salisilik asit içeren mikroemülsiyon formüasyonlarının hazırlanması klinik olarak değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi.
  3. Djordjevic, L., Primorac, M., Stupar, M., Krajisnik, D. (2004).

 

Characterization of Caprylocaproyl Macrogolglycerides Based Microemulsion Drug Delivery Vehicles for an Amphiphilic Drug, International Journal of Pharmaceutics, 271:11-19.

  1. Draelos, Z.D. (2000). Current Problems in Dermatology, Novel Topical Therapies In Cosmetics Dermatology, s:235-239.
  2. Drealos, Z.D., Marenus, K.D. (1997).Cellulite: etiology and purported treatment Dermatologic Surgery, 23, 1177-1181.
  3. Ege, M.A., Karasulu, H.Y., Güneri, T., (2004). Triangle Phase Diagram Analysis Software, The 4th International postgraduate Research Symposium on Pharmaceutics. Abstact Book, (2004, Istanbul).

 

82

 

  1. El laithy, H.M., El Shaboury, K.M.F. (2002). The Development of Cutina Lipogels and Gel Microemulsion for Topical Administration of Fluconazole, American Association of Pharmaceutical Scientists PharmSciTerch, 3(4): 1- 9.
  2. Escribano, E., Calpena, A.C., Queralt, J., Obach, R., Domenech, J. (2003). Assessment of Diclofenac Permeation with Different Formulations: Anti-inflammatory Study of a Selected Formula, European Journal of Pharmaceutical Sciences, 19:203-210.
  3. Fang, J.Y., Yu, S.Y., Wu, P.O., Huang, Y.B., Tsai, Y.H.( 2001). In Vitro Skin Permeation of Estradiol from Various Proniosome Formulations, International Journal of Pharmaceutics, 215:91-99.
  4. Feldman, Y., Kozlovich, N., Nir, I., Garti, N. (1997). Dielectric Spectroscopy of Microemulsions, Colloids Surfaces A: Physicochemical and Engineering Aspects, 128: 47-61.
  5. Garti, N. Double Emulsions-scope, Limitations and New

 

Colloids and Surface A: Physicochemical and Engineering Aspects, 123-124: 233-246.

  1. Giustini, , Palazzo, G., Colafemmina, G., et al. (1996).

 

Microstructure and Dynamics of the Water-in-oil CTAB/n-pentanol In- hexane/water Microemulsion: Spectroscopic and Conductivity Study, Journal of Physical Chemistry, 100:3190-3198.

  1. Goodman, M., Barry, B.W. (1989). Lipid-protein-partitioning (LPP) theory of skin enhancer activity: finite dose technique, International Journal of Pharmaceutics, 57:29-40.

 

83

 

  1. Grossiord, J.L., Seiller, M., (2001). W/O/W Multiple Emulsions: A Review of the Release Mechanisms by Break-up of the Oily Membrane,

S.T.P. Pharma Science,11(5): 331-339.

 

  1. Gulik-Krzywicki, T., Larsson, K. (1984). An Electron Microscopy Study of the       L2-phase            (microemulsion)   in   a    Ternary    System:    Triglyceride

/monoglyceride/water, Chemistry and Physics of Lipids, 35:127-132.

 

  1. Hadgraft, J. (2001). Skin, the Final Frontier, International Journal of Pharmaceutics, 224:1-18.
  2. Hexel, D., Orlandi, C., Prado, D.Z. (2005). Botanical Extracts in the Treatment of Celulite, Dermatologic Surgery, 31:866-872.
  3. httD://centersDan.orq/Dubs/news/0597a.html.

 

  1. http://www.2. edu/druqinfo/pharmkeyDec95.html.

 

  1. HÜNER, E., D., (2003). Siklosporin A içeren mikroemülsiyon formülasyonunun geliştirilmesi ve in-vitro değerlendirlmesi, Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi.
  2. Immordino, M.L., Brusa, P., Rocco, F., et al. (2004). Preparation, Characterization, Cytotoxicity and Pharmacokinetics of Liposomes Containing Lipophilic Gemcitabine Prodrugs, Journal of Controlled Release, 100(3) :331-346.
  3. Israelachvilli, J.N., Mitchell, D.J., Ninham, B.W. (1976). Theory of Self Assembly of Hydrocarbon Amphiphiles Into Micelles and Bilayers, Journal of the Chemical Society Faraday Transactions II, 72:1525-1567.
  4. Kahlweit, M., Strey, R., Haase, D., et al. (1987). How to Study Microemulsions, Journal of Colloid and Interface Science, 118: 436-453.

 

84

 

  1. Kan, P., Chen, Z., Kung, R., Lee, C., Chu, I. (1999). Study on the Formulation of O/W Emulsion as Carriers for Lipophilic Drugs, Colloids and Surfaces B: Biointerfaces, 15:117-125.
  2. Kan, P., Chen, Z., Lee, C., Chu, I. (1999). Development of Nonionic Surfactants/phospholipid O/W Emulsion as a Paclitaxel Delivery System, Journal of Controlled Release, 58:271-278.
  3. Kantarcı, G., I., Karasulu, H.Y., Güneri, T., Başdemir, G., (2005). In vitro Permeation of Diclofenac Sodium from Novel Microemulsion Formulations Through Rabbit Skin, Drug Development Research, 65:17-25.
  4. Khopade, A.J., Jain, N.K. (1999). Multiple Emulsions Containing Rifampicin, Pharmazle, 54:915-919..
  5. Kogan, A., Garti, N. (2006). Microemulsions as Transdermal Drug Delivery Vehicles, Advances In Colloid and Interface Science, 123-126:369- 385.
  6. Kreilgaard, M. , Pedersen, E. J., Jaroszewski, J. W. (2000). NMR characterisation and transdermal drug delivery potential of microemulsion systems, Journal of Controlled Release, 69: 421-433.
  7. Kreilgaard, M. (2001). Dermal Pharmacokinetics of Microemulsion Formulations Determined by In Vivo Microdialysis, Pharmaceutical Research, 18:367-72.
  8. Ktistis, G. (1997). Effect of Polysorbate 80 and Sorbitol Concentration On In-vitro Release Of Indomethacin From Microemulsions, Journal Dispersion Science And Technology, 18(1):49-61

 

85

 

  1. Kurihara-Bergstrom, T., Knutson, K., De Noble, L.J., Goates, C.Y. (1990). Percutaneous Absorption Enhancement of an Ionic Molecule by Ethanol-Water Systems In Human Skin, Pharmaceutical Research, 7:762- 66.
  2. Laugel, C., Baillet, A., Piemi, M. P., et al. Oil-water-oil Multiple Emulsions for Prolonged Delivery of Hydrocortisone after Topical Application: Comparison with Simple Emulsions, International Journal of Pharmaceutics, 160:109-117.
  3. Lawrence, M.J., Rees, G.D. (2000). Microemulsion-based Media as Novel Drug Delivery Systems, Advanced Drug Delivery Reviews, 45:89-121.
  4. Lopez, A., Linares, F., Cortell, C., Herraez, M. (2000). Comparative Enhancer Effects of Span®20 with Tween®20 and Azone® On the In Vitro Percutaneous Penetration of Compounds with Different Lipophilicities, International Journal of Pharmaceutics, 202:133-140.
  5. Malcolmson, C., Satra, C., Kantaria, S., Sidhu, A., Lawrence, M.J. (1998). Effect of Oil on the Level of Solubilization of Testosterone Propionate into Nonionic Oil-in-Water Microemulsions, Journal of Pharmaceutical Science, 87(1):109-116.
  6. Mehta, S.K., Kawaljit, X.X., Bala, K. (1999). Phase Behaviour, Structural Effects, Volumetric and Transport Properties in Nonaqueous Microemulsions, Physical Review E, 59:4317-4325.
  7. Megrab, N.A., Williams, A.C., Barry, B.W. (1995). Oestradiol Permeation Across Human Skin, Silastic and Snake Skin Membranes: The

 

86

 

Effects of Ethanol/Water Co-Solvent Systems, International Journal of Pharmaceutics, 116:101-112.

  1. Method of reducing cellulite in mamalian skin, United States Patent 5962482. Bissett, Donald Lynn
  2. Moreno, M.A., Ballesteros, M.P., Frutos, P., Lastres, J.L., Castro, D. (2000). Comparison of UV Spectrophotometric and LC Methods fort he

□termination of Nortrityline Hydrochloride in Polysorbate 80 Based Oil/Water Microemulsions, Journal of Pharmaceutical And Biomedical Analysis, 22:287-294.

  1. Morimoto, Y., Sugibayashi, K., Kobayashi, D., Shoji, H., Yamazaki, J., Kimura, M. (1993). A New Enhancer-Coenhancer System to Increase Skin Permeation of Morphine Hydrochloride In Vitro, International Journal of Pharmceutics, 91:9-14.
  2. Morishita, M., Matsuzawa, A., Takayama, K., Isowa, K., Nagai, T. (1998) Improving insulin enteral absorption using water-in-oil-in-water emulsion, International Journal of Pharmaceutics,172:189-198.
  3. Moulik, S.P., Paul, B.K. (1998). Structure, Dynamics and Transport Properties of Microemulsions, Advances in Colloid and Interface Science, 78(2):99-195.
  4. Namazi, M.R. (2003). Nicotinamide: a potential addition to the anti- psoriatic weaponry, FASEB Journal, 17:1377-1379.
  5. Namazi, M.R.(2000). Nicotinamide-containing susncreens for use in Australasian countries and cancer-provoking conditions, Medical Hypotheses, 60:544-545.

 

87

 

  1. Olla, M., Monduzzi, M., Ambrosone, L. (1999). Microemulsions and Emulsions in DDAB/ water/ oil Systems, Colloids Surfaces A: Physicochemical and Engineering Aspects 160:23-36.
  2. Osborne, D.W., Ward, A.J., O’Neill, K.J. (1991). Microemulsions As Topical Drug Delivery Vehicles: In-Vitro Transdermal Studies of a Model Hydrophilic Drug, Journal of Pharmacy and Pharmacology, 43:450-54.
  3. Osborne, D.W., Middleton, C.A., Rogers R.L. (1988). Alcohol-Free Microemulsions, Journal of Dispersion Science and Technology, 9:415-423.
  4. Otte, N., Borelli, C., Korting, H. C. (2005). Nicotinamide – biologic actions of an emerging cosmetic ingredient, International Journal of Cosmetic Science, 27: 255-26.
  5. Özer, Ö., Baloğlu, E., Ertan, G., Muguet, V., Yazan, Y. (2000). The Effect of the Type and the Concentration of the Lipophilic Surfactant on the Stability and Release Kinetics of the W/O/W Multiple Emulsions, International Journal of Cosmetics Science, 22: 459-470.
  6. Özer, Ö., Muguet, V., Roy, E., Grossiord, L., Seiller, M. (2000). Stability Study of W/O/W Viscosified Multiple Emulsions, Drug Development and Industrial Pharmacy., 26(11):1185-1189.
  7. Park, K.M., Kim, C.K. (1999). Preparation and Evaluation of Flurbiprofen-Loaded Microemulsion for Parenteral Delivery, International Journal of Pharmaceutics, 181:173-179.
  8. Paul, B.K., Moulik, S.P. (1997). Microemulsions: an Overview, Journal of Dispersion Science and Technology, 18(4):301-367.

 

88

 

  1. Peltola, , Saarinen-Savolainen, P., Kiesvaara, J., et al. (2003).

 

Microemulsions for Topical Delivery of Estradiol, International Journal of Pharmaceutics, 254:99-107.

  1. Pershing, L.K., Lambert, L.D., Knutson, K. (1990). Mechanism of Ethanol-Enhanced Estradiol Permeation Across Human Skin In Vivo, Pharmaceutical Research, 7:170-75.
  2. Pierard-Franchimont, C., Pierard, G.E., Vroome, V., Cauwenbergh, G. (2000). A Randomized, Placebo-Controlled Trial of Topical Retinol in the Treatment of Cellulite, American Journal of Clinical Dermatology, 1(6):369- 374.
  3. Pillai, O., Nair, V., Panchagnula, R. (2004). Transdermal Iontophoresis of Insulin: IV. Influence of Chemical Enhancers, International Journal of Pharmaceutics,, 269:109-120.
  4. Prince, L.M. (1967). A Theory of Aqueous Emulsion. I. Negative Interfacial Tension at the oil/water Interface, Journal of Colloid and Interface Science, 23:165-173.
  5. Radomska, A., Dobrucki, R. (2000). The Use of Some Ingredients for Microemulsion Preparation Containing Retinol and Its Esters, International Journal of Pharmaceutics, 196:131-134.
  6. Rastogi, S.K., Singh, J. (2005). Effect of Chemical Penetration Enhancer and Iontophoresis on the In Vitro Percutaneous Absorption Enhancement of Insulin Through Porcine Epidermis, Pharmaceutical Development and Technology, 10(1):97-104.

 

89

 

  1. Rawlings, A.V. (2006). Cellulite and Its Treatment, International Journal of Cosmetic Science, 28:175-190.
  2. Regev, O., Ezrahi, S., Aserin, A., et al. (1996). A Study of the Microstructure of a Four-component Nonionic Microemulsion by Cryo-TEM, NMR, SAXS and SANS, Langmuir 12:668-674.
  3. Rigg, P.C., Barry, B.W. (1990). Shed Snake Skin and Hairless Mouse Skin as Model Membranes for Human Skin During Permeation Studies, Journal of Investigative Dermatology, 94:235-240.
  4. Rossi, A.B.R., Vergnanini, A.L. (2000). Cellulite: a review, European Academy of Dermatology and Venereology, 14:251-262.
  5. Ruckenstein, E., Chi, J.C. (1975). Stability of Microemulsions, Journal of the Chemical Society Faraday Transactions, 71:1690-1707.
  6. Ruckenstein, E., Krishnan, R. (1980). Effect of Electrolytes and Mixtures of Surfactants on the Oil-Water Interfacial Tension and Their Role in Formation of Microemulsions, Journal of Colloid and Interface Science. 76:201-211.
  7. Sagitani, H., Friberg, S. (1980). Microemulsion Systems With a Nonionic Cosurfactant, Journal of Dispersion Science and Technology. 1:151-164.
  8. Sarpotdar, P.P., Zatz, J.L. (1986). Percutaneous Absorption Enhancement by Nonionic Surfactants, Drug Development and Industrial Pharmacy, 12:1625-1647.
  9. Savelli, M.P., Solans, C., Pons, R., et al. (1996). Keratin Cystine Reactivity in Microemulsion Media: Influence of Cosurfactant Chain Length,

 

90

 

Colloids and Surface A: Physicochemical and Engineering Aspects, 119:155- 162.

  1. Schmalfub, U., Neubert, R., Wohlrab, W. (1997). Modifcation of Drug Penetration Into Human Skin Using Microemulsions, Journal of Controlled Release, 46:279-285.
  2. Schulman, J.H., Stoeckenius, W., Prince, L.M. (1959). Mechanism of Formation and Structure of Microemulsions by Electron Microscopy, Journal of Physical Chemistry 63:1677-1680.
  3. Shalita, A.R., Smith, J.G., Parish, L.C. (1995). Topical nicotinamide compared with clindamycine gel in the treatment of inflammatory acne vulgaris, International Journal of Dermatology, 34:434-437.
  4. Shinoda, K., Araki, M., Sadaghiani, A., Khan, A., Lindman, B. (1991).

 

Lecithin-Based Microemulsions: Phase Behaviour and Microstructure,

 

Journal of Physical Chemistry, 95:989-993.

 

  1. Shinoda, K., Kunieda, H., (1973). Conditions to Produce So-Called Microemulsions. Factors to Increase the Mutual Solubility of Oil and Water by Solubilizer, Journal of Colloid and Interface Science, 42:381-387.
  2. Shukla, A., Janich, M., Jahn, K., et al. (2002). Investigation of Pharmaceutical oil/water Microemulsions by Small-angle Scattering, Pharmaceutical Research, 19(6):881-836.
  3. Spiclin, P., Homar, M., ZupanĞiĞ-Valant, A., Gasperlin, M. (2003).

 

Sodium Ascorbyl Phosphate in Topical Microemulsions, International Journal of Pharmaceutics, 256:65-73.

 

91

 

  1. Soma, Y., Kashima, M., Imaizumi, A., et al. (2005). Moisturizing effects of topical nicotinamide, International Journal of Dermatology, 44:197-202.
  2. Tadros, T.F. (1992). Review Future Developments in Cosmetic Formulations, International Journal of Pharmacuetics, 14:93-111.
  3. Tarımcı, N., (2002). “Kontrollü Salım Sistemlerinin Kozmetolojide Kullanımları”, Kontrollü Salım Sistemleri, Gürsoy, A, 335-339, Elma Bilgisayar Dasım ve Ambalaj San. Tic. Ltd. Şti., İstanbul.
  4. Tanojo, , BosvanGeest, A., Bouwstra, J.A., Junginger, H.E., Bodde,

 

H.E. (1997). In Vitro Human Skin Barrier Perturbation by Oleic Acid: Thermal Analysis and Freeze Fracture Electron Microscopy Studies, Thermochimica Acta, 293:77-85.

  1. Tanojo, H., Junginger, H.E., Bodde, H.E. (1997). In vivo human skin permeability enhancement by oleic acid: transepidermal water loss and Fourier-transform infrared spectroscopy studies, Journal of Controlled Release, 47:31-39.
  2. Tanojo, H., Boelsmab, E., Jungingerc, H.E., etal. (1999). In vivo human skin permeability enhancement by oleic acid: a laser doppler velocimetry study, Journal of Controlled Release, 58:97-104.
  3. Tenjarla, S. (1999). Microemulsions: an overview and Pharmaceutical Applications, Critical Reviews Therapeutic Drug Carrier Systems, 16:461- 521.
  4. The Merck Index, 12th ed., Entry# 6965

 

  1. The United States Pharmacopeia XXII The National Formulary XVII (1990). Niacinamide, s:944-945

 

92

 

  1. Thomas, N.S., Panchagnula, R. (2003). Transdermal Delivery of Zidovudine: Effect of Vehicles on Permeation Across Rat Skin and Their Mechanism of Action, Pharmaceutical Science,18:71-79.
  2. Touitou, E., Godin, B., Karl, Y., Bujanover, S., Becker, Y. (2002). Oleic Acid, a Skin Penetration Enhancer, Affects Langerhans Cells and Corneocytes, Journal of Controlled Release, 80:1-7.
  3. Trotta, M., (1999). Influence of phase transformation on indomethacin release from microemulsions, Journal of Controlled Release, 60:399-405.
  4. Trotta, M., Ugazio, E., Peira, E., Pulitano, C. (2003). Influence of Ion Pairing on Topical Delivery of Retinoic Acid from Microemulsions, Journal of Controlled Release, 86:315-321.
  5. Trotta, M., Gasco, M., Pattarino, F., Grosa, G. (1998). Formation of Lecithin-Based Microemulsions Containing n-alkanol Phosphocholines, International Journal of Pharmaceutics, 174:253-259.
  6. Tömek, S., (2003). Topikal uygulama için kullanılan partiküler sistemler ve emülsiyon sistemleri ile ilgili formülasyon ve karakterizesyon çalışmaları, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi.
  7. Von Corswant, C., Thoren, P., Engstrom, S. (1998). Triglyceride-based Microemulsion From Intravenous Administration of Sparingly Soluble Substances, Journal of Pharmaceutical Science, 87:200-208.
  8. Wang, J., Takamaya, K., Nagai, T., Maitani, Y. (2003).

 

Pharmacokinetics and Antitumor Effects of Vincristine Carried by Microemulsions Composed of PEG-Lipid, Oleic Acid, Vitamin E and Cholesterol, International Journal of Pharmaceutics, 251(1-2):13-21.

 

93

 

  1. Warisnoicharoen, W., Lansley, A.B., Lawrence, M.J. (2000). Light Scattering Investigations on Dilute non-ionic Oil-in-Water microemulsions, AAPS Pharmsci. 2:429-448.
  2. Warisnoicharoen, W., Lansley, A.B., Lawrence, M.J. (2000). Nonionic Oil-in-Water Microemulsions: The Effect of Oil Type on Phase Behaviour, International Journal of Pharmaceutics, 198:7-27.
  3. Williams, A.C., Barry, B.W. (2004). Penetration Enhancers, Advanced Drug Delivery Reviews, 56:603-618.
  4. Yan, J., Pal, R. (2001). Osmotic Swelling Behavior of Globules of W/O/W Emulsion Liquid Membranes, Journal of Membrane Science, 190:79- 91.
  5. Yazan, Y. (2002). ‘Emülsiyon Sistemler’ Kontrollü Salım Sistemleri Derneği Yayını, Elma Bilgisayar Basım San. Tic. Ltd. Şti., I, s:133-150.
  6. Yu, Z.J., Neuman, R.D. (1995). Reversed Micellar Solution-to- bicontinuous Microemulsion Transition in Sodium bis(2-ethylhexyl) phosphate/n-heptane /water system, Langmuir 11:1081-1086.
  7. Yuan, Y., Li, S., Moc, F., Zhonga, D., (2006). Investigation of microemulsion system for transdermal delivery of meloxicam, International Journal of Pharmaceutics, 321:117-123.

 

94

 

 

 

 

 

 

 

EGE ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ

DENEY HAYVANLARI ETİK KURULU

 

21.11.2007

 

DENEY HAYVANLARI ETİK KURULU KARARI

 

Toplantı No: 2008/2 Başvuru No: 2008/2 Karar No : 2008/2-2

 

Kurulumuza yaptığınız başvurunuzdan, tarafınızdan yürütülen “Değişik Formülasyon Tipleriyle Selülit Tedavisine Yaklaşım” başlıklı araştırmanız Kurulumuz tarafından değerlendirilmiştir.

Değerlendirme sonucunda, araştırmada Nikotinamid içeren farklı topikal formülasyonların ex-vivo etkinliğini araştırmakta olduğunuz anlaşılmıştır. Yapılacak olan bu çalışmayı sıçanlarda uygulama isteğinizin Etik Kurulumuz açısından bir sakıncası bulunmadığına oy birliği ile karar verilmiştir

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Doç. Dr. Metiner TOSUN

0TİU.

akbule AŞIKOĞLU

 

(ÜYE)                                               (ÜYE)

 

 

 

 

 

 

 

 

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 35100 Bornova / İZMİR Telefon: 0 232 388 22 41 Faks: 0 232 388 52 58

 

95

 

ÖZGEÇMİŞ

 

1981 yılında Adıyaman’da doğdum. İlk ve orta öğretimimi tamamladıktan sonra 1999 yılında Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne girdim. 2004 yılında mezun oldum. Aynı yıl Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Kozmetoloji Bilim Dalında yüksek lisans çalışmalarıma başladım. Halen Eczacılık Fakültesinde araştırma görevlisi olarak meslek hayatıma devam etmekteyim.